Balkanların Kalbine Yolculuk

Dünya keşfedilmeyi bekleyen muazzam bir yer...
 Tarih: 18-06-2024 08:01:15   Güncelleme: 18-06-2024 08:11:15
Balkanların Kalbine Yolculuk

Haber: Gezi - Yorum: Yasemin Düzdağ

Aylar öncesinden, gazeteciliğin duayeni ve ablam kadar yakın hissettiğim Sevinç Çelebi'nin Bulgaristan gezisinden bahsetmesiyle içimdeki seyahat ateşi harlanmıştı. Hem Balkan Masası'nın çekimleri için hem de heyecanla beklediğimiz bu kültürel gezimiz için nihayet beklenen gün geldi ve yola çıktık.

 Yolculuğumuzun başından itibaren otobüste şarkılar söyleyip fıkralar anlatarak, rengarenk bir atmosferde ilerledik.

Gecenin karanlığında başlayan yolculuğumuz sabahın ışıklarıyla sınır kapısını araladı ve sınırdan sorunsuz bir şekilde geçtikten sonra doğayla iç içe, yemyeşil yollar bizi karşıladı, ilk durağımız olan Burgas’a adım attık.

 Burgas: Doğanın ve Tarihin Dansı

Ayağımızın tozuyla vardığımız Burgas, deniz kenarındaki büyüleyici konumu ve muazzam yeşillikleriyle bizleri selamladı. Bu şehir, tarihin derinliklerinden süzülerek gelen bir huzuru barındırıyor.

 Antik dönemlerden beri önemli bir liman kenti olan Burgas, Osmanlı’dan kalma izlerle bezeli sokaklarında bizi tarihin derinliklerine çekti.

 Burgas Parkı'nda yaptığımız kısa yürüyüşlerde, doğanın büyüsünü ve kuş cıvıltılarını arka fon olarak kullanmak, kelimenin tam anlamıyla büyüleyiciydi. Modern hayatın dinamikleriyle tarihin zarif dokusu arasındaki bu uyum, her adımda bir başka hikaye fısıldıyordu kulağımıza.

Tarihi yapılar arasında dolaşırken, bu şehrin yüzyıllar boyunca nasıl değiştiğini ve geliştiğini hayal etmek oldukça etkileyiciydi.

Ancak, burada fazla vakit geçirmedik; çünkü asıl maceramız Varna bizleri bekliyordu.

Golden Sands: Gündüzün Işıltısı, Gecenin Sihri

Burgas’ın ardından yolculuğumuz, adını altın rengi kumlarından alan Golden Sands’a yöneldi ve konaklamamızı yapacağımız otele uzun bir yolculuktan sonra vardık.

Bu bölge, Karadeniz kıyısındaki en popüler tatil bölgelerinden biri. Adeta doğanın insanlara sunduğu bir armağan gibi. Gündüzün parıltısı, geceleyin yerini sihirli bir atmosfere bırakıyordu.

Güneşin altın rengi ışıkları altında parıldayan kumlar, adeta cennetten bir köşeyi andırıyordu ve biz de şanslıydık ki kaldığımız odanın manzarası bize o cennetten bir köşeyi izlememize fırsat verdi.

Güneş batarken, denizin üzerinde oluşan renk cümbüşü göz kamaştırıcıydı. Bir yandan serin hava, bir yandan muhteşem manzara... Hayatın ne kadar güzel olabileceğini bir kez daha fark ettim.

Akşam olduğunda ise Golden Sands’ın bambaşka bir yüzüyle karşılaştık. Gece hayatı, gündüzün sakinliğinin aksine capcanlı ve enerji doluydu. Küçük barlar, kafeler ve gece kulüpleri, misafirlerini müzik ve dansla karşılarken biz de kendimizi bu akışa bıraktık.

Ancak unutmadan söylemeliyim ki, Golden Sands’te akşam serinliğine hazırlıklı olmalısınız. Benim gibi havayı dikkate almadan çıkarsanız, üşümek kaçınılmaz olur.

 Yine de, bu serinlik bile buranın güzelliğini gölgeleyemez. Sahilde oturup, denizin ve yıldızların tadını çıkarmak, hayatın sunduğu en basit ama en güzel zevklerden biri.

Varna: Tarih ve Kültürün Beşiği

Ve çekimlerini gerçekleştireceğimiz Bulgaristan’ın en eski şehirlerinden biri olan Varna’ya doğru yol aldık. Varna, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla bizleri adeta bir zaman yolculuğuna çıkardı. Bu şehir, MÖ 5700 yıllarına kadar uzanan tarihiyle, Avrupa’nın en eski altın hazinesine ev sahipliği yapıyor. Roma dönemine ait hamam kalıntıları ve görkemli Arkeoloji Müzesi, Varna’nın tarihinin derinliğini anlatıyor.

Varna'da gezdiğimiz ve büyülenmemize sebep olan yerlerden biri de Uspenski Katedrali oldu.

Bu ihtişamlı katedral, şehrin kalbinde yer alıyor ve mimarisiyle büyülüyor. Katedralin içinde dolaşırken, gotik ve rönesans tarzlarının karışımı, görkemli ikonalar ve freskler bizleri hayran bıraktı.

Ardından, opera binasının bulunduğu bölgeye geçtik. Varna Opera Binası, şehrin kültürel zenginliğinin bir sembolü olarak karşımıza çıktı. Bu yapının önünde çekim yaparken, etrafımızdaki enerjik atmosfer bizleri adeta içine çekti.

Varna’nın bir başka önemli noktası ise tarihi gemilerin sergilendiği Varna Deniz Müzesiydi. Bu müze, Bulgaristan'ın denizcilik mirasını ve tarihini detaylı bir şekilde sunan önemli bir kültürel merkez.

Özellikle "Drazki" adlı savaş gemisinin restore edilmiş halini görmek, Balkan Savaşları dönemine dair bir zaman yolculuğu yaşamamıza neden oldu. Müzede ayrıca Osmanlı İmparatorluğu'na ait eski gemi kalıntıları ve denizcilik tarihine dair diğer pek çok önemli eser de bulunuyor.

Varna’nın sokaklarında dolaşırken, Osmanlı dönemine ait izlere de dikkat çekmek gerek.

14. yüzyılda Osmanlı egemenliğine giren Varna, bu dönemde önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline gelmişti. Varna'nın zengin tarihi ve kültürel mirası, şehrin sokaklarında adım attıkça daha da belirgin hale geliyordu. Her köşede, her yapıda farklı bir dönemin izlerini görmek mümkündü.

Çekim yapmak için Varna’nın dar sokaklarını, tarihi yapılarını ve şehrin canlı meydanlarını dolaştık. Eski taş yapılar, varlıklı bir geçmişin izlerini taşırken yürüdükçe, Varna’nın ruhunu daha derinden hissettik. Çekimlere dalmışken, sokaklarda kaybolmuş gibi hissediyorduk; her köşebaşı yeni bir keşif, her bina yeni bir hikaye sunuyordu.

Nessebar: Tarihin İzinde Bir Masal

Dönüş yolunda son durağımız, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Nessebar oldu. Bu küçük yarımada kasabası, Bizans, Osmanlı ve Bulgar izlerini bir arada taşıyan tarihi yapıları ve dar taş sokaklarıyla adeta bir masal diyarını andırıyordu.

Nessebar, Antik Yunan’dan kalma surları ve Orta Çağ’dan kalma kiliseleriyle, geçmişin yankılarını günümüze taşıyan bir zaman tüneli gibiydi.

Burada yaptığımız çekimlerde, tarihin her dönemine tanıklık eden bu büyülü kasabanın ruhunu ölümsüzleştirmek büyük bir keyifti.

Nessebar'ın daracık sokaklarında yürürken, her köşede tarih fısıldayan bir yapı ile karşılaşıyorduk. Eski ahşap evler, Bizans döneminden kalma kiliseler ve Osmanlı dönemine ait cami kalıntıları, Nessebar’ın zengin tarihini gözler önüne seriyordu.

***

Bu gezi, sadece bir seyahat değil, aynı zamanda bir keşif, bir öğrenme süreci, bir dostluk hikayesiydi. Balkanların bu muazzam köşesini keşfetmek, hepimiz için unutulmaz bir deneyim oldu. Her birimiz, bu geziden dönerken yanımızda sadece anılar değil, aynı zamanda yeni bilgiler, yeni dostluklar ve yeni bakış açıları getirdik.

Unutulmaz gezimizi itinayla hazırlayan Sevinç Abla ve Havana hanıma, ayrıca bu yolculuğu keyifli hale getiren grup arkadaşlarımıza teşekkür etmeden geçemem.

Dünya keşfedilmeyi bekleyen muazzam bir yer. Her köşesi, her taşı, her insanı farklı bir hikaye anlatıyor. Biz de bu hikayelerin bir parçası olduk. Gelecek sefer, yeni hikayeler ve yeni keşifler için sabırsızlanıyoruz. Hayatın sunduğu bu muazzam deneyimleri paylaşmak ve yaşamak için, her zaman yeni yollar ve yeni hikayeler peşinde olacağız.

Gelecek seyahatlerimizde buluşmak dileğiyle, herkese sevgilerimle...

 

Kaynak: Bursa Haber Gazetesi

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER DÜNYA Haberleri
HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI