Kibrin Dağından Tevazunun Bağına

 Tarih: 10-11-2025 00:03:06
Kibrin Dağından Tevazunun Bağına

Bazı anılar vardır; yıllar geçse de tazeliğini korur. Bir ses, bir koku, bir görüntü…

Kalbinizin bir köşesinde saklı kalan bir acıyı yeniden gün yüzüne çıkarır. O zaman anlarsınız: Bazı şeyler unutulmaz, sadece sessizce yaşamayı öğreniriz onlarla.

Kırsalda büyüyen bir çocuk olarak hayatın zorluklarını erken yaşta tanıdım. Sabahın seherinde tarlaya gitmek, akşamın karanlığında evin yolunu bulmak… Emekti bizim hayatımız. Ama orada da hastalanan insanlar vardı, orada da yorgun düşen çocuklar.

Ben de bir gün ağır bir hastalık geçirdim. Annemle babam, yokluk içinde beni hastaneye götürmek için yola koyuldular.

Babam beni sırtına aldı, kilometrelerce yürüdü.

Annem dua etti, gözleri yaşlı.

Küçücük bir çocuk olarak hastane nedir, doktor kimdir bilmezdim. Gözüm sadece doktorun boynundaki parlayan aletteydi: stetoskop. Merakla uzattım elimi. Dokunmak, tanımak, öğrenmek istedim. Ama bir tokat indi elime. Ardından o cümle: ‘Çek o pis elini!’

Küçücük sesimle sadece şunu diyebildim: ‘Ben pis değilim… Annem beni dün yıkadı.’

O an kalbimde bir şey kırıldı. Bedenimdeki hastalık geçti belki, ama içimdeki yara hep orada kaldı. Yıllar geçtikçe anladım ki, insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey şefkattir; ne bilgi, ne unvan, ne de gösteriş.

Ne yazık ki bazen eğitim, mal, mülk, insanı olgunlaştırmaya yetmiyor.

Kimi diplomasıyla övünür, kimi makamıyla; kimi de sahip olduklarıyla.

Ama yüreğinde anlayış yoksa, tüm bunlar sadece birer vitrin süsüdür. Kendini üstün gören kişi, aslında içindeki eksikliği en çok dışa vuran kişidir.

Oysa alçakgönüllülük, sessiz ama derin bir duruştur. Bir insanın içinden yayılan gerçek ışık, ancak gönül inceliğiyle parlar.

Yunus Emre ne güzel söylemiş: “Kibrin dağından, tevazunun bağına in.”

Bu söz sadece bir öğüt değil, bir yaşam biçimidir. Kendini yücelten, başkalarını göremez olur.

Çünkü o yükseklikte yalnızca kendi sesini duyar. Ama gönül bahçesine inen, toprağın kokusunu hisseder, insanın derdini anlar, kalbin sesini işitir.

Mütevazı olmak, başını eğmek değil; yüreğini açmaktır. Kendini küçültmek değil; karşındakini insan yerine koymaktır.

Bazen bir tebessüm, bazen içten bir dokunuş, yıllar boyu unutulmayacak izler bırakır.

Benim o çocuk halimi inciten doktoru da yıllar sonra bağışladım. Çünkü fark ettim ki, affetmek de bir erdemdir.

Bugün dönüp bakınca şunu söylüyorum kendi kendime: Bir insanın değeri, sadece öğrendikleriyle değil; kalbinin yumuşaklığıyla ölçülür.

Kendini beğenmiş kişi çok konuşur ama az duyar.

Mütevazı olan ise az konuşur ama çok duyar; çünkü dinlemeyi bilir.

Hayat bize her gün yeni bir ders sunar.

Kimi zaman bir çocukta, kimi zaman yaşlı bir gözde, kimi zaman bir hatırada gizlidir bu dersler. Yeter ki biz, kibirle körleşmeyelim; gönül bahçesine inmeye cesaret edelim.

Kendini üstün gören yalnızlaşır. Gönlü geniş olan ise insanla buluşur.

Bir gün yol ayrımına geldiğinizde, Yunus’un dediği gibi seçiminiz belli olsun: Kibrin dağından inin, tevazunun bağına varın.

  Kaynak: BSHABERLER
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER BURSA Haberleri
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI