HAVA ALP
Bazı insanlar hayatımıza öyle bir girer ki, zamanla onların bize verilmiş en büyük şanslardan biri olduğunu fark ederiz.
Onlarla geçirilen her an; evinizin salonunda elinizde çay fincanıyla hissettiğiniz o sıcaklık, huzur ve güven gibidir.
İşte ben, böyle dostlara sahip olduğum için kendimi gerçekten çok şanslı hissediyorum. Öyle dostluklar ki, ‘ahretlik’ demek az kalır…
Bu dostlarımdan biri gazeteci ve köşe yazarı sevgili Sevinç Çelebi.
Onu yıllar önce tanıdım…
Bulgaristan’dan Türkiye’ye zorunlu göç etmek zorunda kalmış; geçmişini ardında bırakmış ama içindeki umudu ve direnci asla kaybetmemiş bir kadın...
Hayata sıfırdan başlamış ve tüm zorluklara rağmen dimdik ayakta kalmayı başarmış bir mücadele insanı.
Sevinç ile tanışıklığımız sıradan bir arkadaşlıkla başlamadı. Kalpten bir bağ kurduk.
Ruhlarımız aynı dili konuşuyordu adeta.
Geçtiğimiz aylarda birlikte yaptığımız Bulgaristan seyahati sırasında, Kırcaali otobüs terminalinde tanık olduğum bir anı paylaşmak isterim.
Sevinç, yıllardır görmediği bir çocukluk arkadaşıyla karşılaştı.
Düşünsenize… Kırk yıl sonra, onca kalabalığın içinde kader, iki eski dostu yeniden bir araya getiriyor.
Kadınların gözlerindeki şaşkınlık, kucaklaşmalarındaki heyecan tarifsizdi. Konuşmalar kısa, duygular çok derindi. O an içimden yalnızca şu geçti: ‘İşte bu, gerçek dostluk!’
O sahneyle birlikte Mevlânâ’nın şu sözü geldi aklıma: "Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim. Olur ya, kalp durur, akıl unutur... Ben dostlarımı ruhumla severim. O ne durur ne de unutur."
Bazı dostluklar vardır ki; ne zaman eskitebilir, ne de mesafeler unutturabilir. Çünkü o bağlar, kalbin değil; ruhun derinliklerinde kurulmuştur.
Sevinç Çelebi ile dostluğumuz da işte böyle bir bağ… Sadece güzel günlerde değil, en zor zamanlarımda da onun yanımda olduğunu bilmek, bana büyük bir güç veriyor.
Çünkü insan yalnız olmadığını hissettiğinde, hayata karşı sesi daha gür çıkar.
Dostluk yan yana yürümek olduğu gibi çok daha ötesindedir.
Bazen düştüğünde uzanan bir eldir. Bazen de sessizce seni dinleyen bir yürek... Bazen içten bir kahkaha, bazen de birlikte susabilmektir.
Gelin, dostluklarımıza sahip çıkalım.
Onları sadece neşeli günlerde değil, zor zamanlarda da hatırlayalım.
Çünkü ruhu doyuran, kalbi onaran şey; gerçek bir dostun varlığıdır.
Belki de hayatta kurduğumuz en kıymetli bağ, birlikte içtiğimiz bir fincan kahvede gizlidir.
Ve belki de gerçek dostluk, geçmiş yaşamlarımızdan bugüne taşınan, ruhların ezelden beri tanıdığı bir yol arkadaşlığıdır.
Hadi ne duruyoruz…
Yazımı, İsimsizler Kolektifi’nin dostluğu en güzel şekilde özetleyen şu sözüyle bitirmek istiyorum: “Yanyana, beraberiz.”
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|