HAVA ALP
Adımın anlamının hayatımın akışıyla ne kadar da bütünleşmiş olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Tıpkı Kore’de duyduğum o Atasözü gibi: “Havanın elleri yoktur ama ağaçları silkeleyebilir!”
Bu sözü ilk işittiğimde etkisi altına almıştı beni ve dokunmuştu ruhuma görünmeyen elleriyle…
O gün anladım ki, hayatımdaki en büyük etkiler, en görünmez olanlardan geliyordu.
Düşününce… ne gözle görülür ne de elle tutulur hava; ama bir kez rüzgara dönüştüğünde, koskoca ağaçları bile yerinden oynatıp sökebilir.
İşte o gün bu düşünceyle birleşen, ta derinlerimden hissettiğim bir gerçek var: Bir yel eser ruhuma, titrer tüm vücudum her solukta.
Nefes almak… Çoğu zaman üzerinde düşünmeden yaptığımız, otomatik bir eylem. Oysa bu basit hareket, yaşamla aramızdaki en doğrudan bağ. Hava içime dolduğunda, sadece ciğerlerime değil, hücrelerimin en derinlerine dokunur. Bana enerji verir, var olduğumu hissettirir.
Fiziksel işlevinin ötesinde, nefesin derin bir anlamı var benim için.
O, adeta bedenin kapısı, ruhun kanadıdır. Aldığım her nefeste dış dünyadan bir parça içime girer, verdiğim her nefeste ise kendimden bir şey bırakırım. Bu döngüde yaşıyorum.
Hava elementi, doğası gereği hareketlidir, esnektir ve görünmez bağlar kurar.
Hava deyince aklıma iğne deliği geliyor.
Tıpkı bir iğnenin deliğinden geçen havayla birlikte geçen iplik gibi; görünmez olan nefes de bedenimle ruhumu birbirine bağlar. Düşüncelerim de öyledir.
Birçok fikir, bir esinti gibi aniden gelir aklıma ve o esinti, zamanla büyük değişimlerin başlangıcı olabilir.
Hava ile ilgili olarak Anadolu'nun manevi önderlerinden Yûnus Emre'nin hikayesi geldi aklıma.
Rivayet olunur ki, kıtlık döneminde Yûnus, Hacı Bektaş-ı Veli’den buğday istemek üzere yola çıkar.
Hacı Bektaş-ı Veli ona buğday yerine nefes teklif eder.
Yûnus ise kararsız kalmaz, o anın ihtiyacına odaklanır: ‘Nefesi ne yapayım, bana buğday lazım,’ der.
Buğdayını alır ve yola koyulur.
Ancak dönüş yolunda, içten içe pişman olur Yunus. Kendi kendine düşünür: ‘Buğday birkaç gün içinde biter. Ama nefes, ömür boyu sürer.’ İşte o an, asıl kıtlığın karında değil, gönülde olduğunu idrak eder. Gerçek zenginliğin maddenin değil, mananın içinde olduğunu fark eder ve geri döner.
Tıpkı Yûnus’un sonradan anladığı gibi, hava da sadece yaşamı sürdüren bir unsur değildir. Aynı zamanda bizi eğiten, büyüten, yön veren bir öğretmendir. Sessizdir ama etkilidir. Görünmezdir ama her an yanı başımızdadır.
Hayatımızda en çok etkisi olan şeyler çoğu zaman görünmezdir: sevgi, umut, dua, düşünce... Tıpkı hava gibi, bunlar da yaşamımızı şekillendirir.
Her nefes bir fırsattır; hem var olma hem de fark etme fırsatı.
O yüzden sadece nefes alıp vermekle kalmayalım. Her solukta hayata yeniden katıldığımızı hissedelim, şükredelim.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|