HAVA ALP
Evrenin dört temel taşı; toprak, ateş, hava ve su, varoluşumuzun özünü oluşturur. Her şeyde var olan bu dörtlünün içinden bugün suya odaklanalım.
Su, yalnızca yaşamın temeli değil, ruhun derinliklerine uzanan bir yolculuğun rehberidir.
Bu da bir yolculuk yazısıdır… tıpkı daha önce yazdığım yazılar gibi.
Mevlâna Celâleddin-i Rûmî'nin Mecalis-i Seb'a'sında dediği gibi; ‘Yüce Mevlâ önce bir inci yarattı.
Ona baktı; inci utancından su oldu. O su, denizi meydana getirdi.
Deniz içten içe coştu, kabardı, köpüklendi; köpüğü toprak oldu, yer oldu.
Bu yüzden toprak da sudan doğmuştur.’ Bu sözler suyun evrenin yaratılışındaki temel rolünü gösterir.
Su, tüm canlıların en temel ihtiyacı, yaşamın ta kendisidir.
İnsan bedeninin yaklaşık yüzde yetmişi sudur; sağlığımızın, enerjimizin kaynağıdır. Okyanuslar kıtaları ayırır, nehirler yeryüzünü şekillendirir. Ancak su sadece fiziksel varlığımızı sürdürmez; ruhumuza da dokunur. Bir göl kenarındaki huzur, denize dalarkenki ferahlık suyun dinginlik hediyesidir. Dokunduğumuz her an, içsel bir dinginliğe davettir sanki. Yola çıkan sevdiklerimizin ardından döktüğümüz su, aslında içimizdeki o öz suya ulaşma, onu harekete geçirme arzusudur.
Berraklığını, temizliğini, saflığını kendi varlığımızda deneyimleme çabasıdır.
Su olmak, sudan olmak ne de güzel! Tıpkı bir tohumun filizlenmek için suya muhtaç olması gibi, kendi özümüze inerken de suyun arındırıcı gücüne ihtiyacımız var.
Suyun o akışkan ve değişken doğası, duygularımızın sürekli devinimini ne kadar da güzel yansıtır. Berrak bir su gibi huzurlu anlarımız da var, bulanık ve çalkantılı denizler misali karmaşık duygularla boğuştuğumuz zamanlar da. Öze doğru yapılan bu yolculuk, bazen derin bir su kuyusuna dalmak gibi gelebilir. Bazen buz kesiliriz, bazen de buhar olup uçmak isteriz. Ancak tüm bunlar, değişim ve dönüşümün kaçınılmaz parçasıdır. Tıpkı suyun farklı halleri gibi, biz de akmalı, dönüşmeli, yenilenmeliyiz. Su, her haliyle eski benliğimizi tazelemek için bir araçtır adeta.
Aramak mı? Bulmak mı?
İçimizdeki öz suyu harekete geçirmek için aramalı mıyız, bulmalı mıyız? Aslında ikisi de olmalı.
Ben sizlere kendi yaptıklarımı aktarmak istiyorum;
Kalbimin sesini dinliyorum. Doğanın huzurunda dinginleşip, özellikle sabahın o ilk saatlerinde yağan çiği hissederek zihnimi sakinleştiriyorum.
Öfke, sevinç, hüzün tüm duygularımın farkında olup ne dediklerini anlamaya ve onları kucaklamaya çalışıyorum. Yapmadığınız yeni şeyler yapmak ve anda kalabilmek ve sezgilerimize güvenmek, resim yapmak, şarkı söylemek, müzik dinlemek, yada benim gibi şiir yada yazı yazmayı başlayabilirsiniz. En çok da kendimize şefkat gösterelim. İçimizdeki çocuğun farkına varalım. Sahip olduklarınıza minnet duyup şükredelim.
‘Zaman su gibi aktı’ der atalarımız.
Zamanın o amansız akışını, her şeyin geçiciliğini suyun o geri döndürülemez yapısıyla ne güzel anlatır bu söz.
Bu elementle ilgili atasözlerimizde, hayatın derin anlamlarını fısıldar adeta. ‘Su gibi aziz ol’ berrak, cömert, hayat dolu.
Çünkü su, sadece bedenin değil, ruhun da özüdür.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|