HAVA ALP
Yalnız kalmak en sevdiğim şeylerden biri. Kendi sesimi dinlemek, sadece var olmak, zamanın spiral akışından sıyrılıp durmak...
O anlarda, kendimi evrende değil de içimdeki sonsuzlukta salınıyor gibi hissediyorum.
Her hücremde, her atomumda ışıldayan bir gece var; sanki içimde binlerce yıldız titriyor. Gitmek istemiyorum…
Sadece orada, o hiçlikte durmak istiyorum. Çünkü orası beni besliyor, büyütüyor.
Elbette bu dünya da kendini hatırlatıyor. Zamanın akışı, işler güçler, çalan telefonun sesi… Hepsi beni yeniden bu boyuta, bu gerçekliğe çekiyor.
Ancak bugün, yalnız kalmadan da beni o yıldızlı anıma kolayca taşıyan başka bir şeyden söz etmek istiyorum: İsimsizler Kolektifi’nin yeni kitabından.
Kitabın adı: ‘Yeni Dönemde Türkiye'de Okültizm’.
Daha kapağından itibaren beni içine çekmeyi başardı. Üzerindeki örümcek ağı, ilk anda bana Peygamber Efendimiz’in (SAV) Sevr Mağarası’ndaki mucizesini hatırlattı.
Ancak daha derin baktığımda, o ağ benim için bir yol oldu. Karmaşık ama yön gösteren… İnce ama güçlü. Tıpkı yaşamın kendisi gibi.
Kapağın üzerindeki baloncuklar ise adeta yaşam nefesini simgeliyor. Her biri bir nefes, her biri bir an. Her biri bir kapı….
Bu kitabın yalnızca görsel dili bile ruhuma dokunan bir şeyler söylüyor.
Ve sonra gözüme çarpan şu başlık: ‘K.Σ. 4x4 Güçlü Kasın Güçlendirilmesi Ekolü ile Okültizm’
İlk bakışta sıradışı görünen bu başlık, içeriğiyle de zihni meşgul ediyor. Bu bir içsel hizalanma rehberi. Kitabın kendi ifadeleriyle bu eser, “kişisel gelişim ve farkındalık yolculuğunda bir pusula.”
Ateş, su, hava ve toprak elementlerinin; kişinin iç enerjisiyle dengelenerek, “ölmeden ölebilmek, doğmadan doğabilmek” anlayışıyla ruhsal bir uyanışa zemin hazırladığı anlatılıyor. Yani sadece güçlü olanın daha da güçlendirilmesi değil, zayıf yönlerin de dengelenerek bütünsel bir yaklaşım sunuyor.
Kitapta her bölüm bir kapı olarak ele alınmış. Bu kapılar, tekâmülde ilerleme noktasında geçilmesi gereken eşiklere işaret ediyor.
Okur, her sayfada yalnızca bilgi değil; içsel bir sınavla, bir geçişle karşılaşıyor adeta.
Arka kapakta yer alan şu cümle ise hâlâ zihnimde yankılanıyor: ‘Sondan başlar her şey. Sonunda her şey ortadan kaybolur.’
Bu cümle, zihnimdeki tuşlara dokunuyor.
Her son, aslında yeni bir başlangıcın eşiği olabilir mi?
Her kayboluş, daha derin bir buluşmanın habercisi mi?
Kitabı okurken kendimle yeniden bütünleşiyorum. Zihnim, bedenim ve ben... Aynı hizaya geliyor. Tıpkı yıldızların kusursuz dizilimi gibi...
Belki de hepimizin içinde gizli kalmış bir yıldız haritası var. Ve belki de bu harita, yalnızca durduğumuzda, içimize döndüğümüzde okunabiliyor.
Bazı kitaplar yalnızca bilgi vermez; yol açar. ‘Yeni Dönemde Türkiye’de Okültizm’ böyle bir kitap. Ve ben bu yolda, örümcek ağlarının zarif sessizliğinde yürümeye hazırım.

| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|