ŞULE GÜLENÇ
  28-04-2026 18:07:00

Uyanışın İlk Sorusu

Güne alarmın o tiz sesiyle başlıyoruz.

Henüz gözlerimizi tam açmadan zihnimizde bir liste belirmeye başlıyor: Yetişmesi gereken işler, ödenecek faturalar, gidilecek yerler ve cevaplanması gereken mesajlar.

Bir tür otomatik pilot moduna geçiyor, günün getirdiği dalgaların üzerinde sörf yapmaya çalışıyoruz.

Büyük bir koşuşturma ile günü tamamlıyoruz.

Akşam olduğunda ise yorgun argın kendimizi yatağa bıraktığımızda, koca bir günü "yaşamış" ama aslında orada hiç "bulunmamış" olduğumuzu fark ediyoruz.

Tam bu noktada, o devasa gürültünün ortasında durup sorulması gereken en can alıcı soru yankılanıyor: "Şu an ne hissediyorum?"

Dürüst olalım; çoğumuz bu soruyu sormayı unuttuğumuz için değil, cevabından korktuğumuz için sormuyoruz.

Hayatın hızı, bazen sığınabileceğimiz en güvenli liman haline geliyor.

Sürekli meşguliyet, bir nevi ağrı kesici etkisi yaratıyor. Durursak; içimizdeki o bastırılmış yorgunlukla, yarım kalmış hayallerle veya yüzleşmekten çekindiğimiz o sessiz boşlukla karşı karşıya kalacağımızı biliyoruz.

Bu yüzden kaçıyoruz. Daha doğrusu, kaçtığımızın farkında bile olmadan kendimizi bir "rüyaya" hapsediyoruz.

Bu, dış dünyanın beklentileriyle hapsolmuş, başkalarının hatta bazen de kendimizin yazdığı bir senaryonun figüranı olduğumuz bir rüya.

Dışarıya Bakan Rüya Görür, İçeriye Bakan Uyanır Carl Gustav Jung’un bu ölümsüz sözü, insanın temel çıkmazını özetliyor. Gözlerimizi sürekli dışarıya, vitrinlere, ekranlara ve başkalarının hayatlarına diktiğimiz sürece bir rüyanın içinde kalmaya mahkûmuz.

Kendi iç dünyamıza bakmak ise gerçek uyanışın tek yolu. Uyanmak, hayatın akışında bir engel değil, aksine o akışı yönetme gücüdür.

Kendine "Ne hissediyorum?" diye soran bir insan; öfkesinin altındaki kırgınlığı, acelesinin altındaki korkuyu veya neşesinin altındaki huzuru görebilir.

Bu farkındalık, bizi "yapmak zorunda olan" bir robottan, "seçim yapan" bir bireye dönüştürür.

Bugün kendinize bir iyilik yapın. Sadece birkaç dakikalığına o bitmek bilmeyen listenizi bir kenara bırakın.

Telefonunuzun bildirimlerini susturun ve sadece durun. Kalbinizin atışını, nefesinizin ritmini ve zihninizden geçen o dağınık düşünceleri bir izleyici gibi seyredin.

"Şu an ne hissediyorum?" sorusuna vereceğiniz cevap ne kadar zorlayıcı olursa olsun, o cevap sizin gerçeğinizdir.

Ve unutmayın ki; ancak kendi sesini duyan bir insan, dünyanın gürültüsünde kaybolmadan yolunu bulabilir.

Rüyadan uyanmak için gözlerinizi kapatmanız değil, iç dünyanıza açmanız yeterli. Sizce de uyanma vaktimiz gelmedi mi? Ve şimdi, kelimelerin bittiği o ince çizgide duruyorum.

Bu yazıyı buraya bırakırken, aslında kendimi de bu gürültülü rüyadan bir süreliğine uyandırmak için sessizliğe uğurluyorum.

  Bu yazı 1515 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI