Bir Bayram Sabahı

 Tarih: 04-05-2022 09:00:00   Güncelleme: 04-05-2022 09:16:30
Bir Bayram Sabahı

O yıllarda Barış Manço "Bugün Bayram erken kalkın çocuklar" diye sesleniyor muydu o duru sesiyle radyodan bilmiyorum. Bildiğim, bayram denilince ilk aklıma gelen anım ilkokul yıllarından bir bayram sabahı.

Henüz börtü böcek bile uyanmamış ortalık zifiri karanlıktayken, annem ve Emine teyzemin mutfaktan çatal kaşık tıkırtıları eşliğinde konuşmaları geliyor.

Gözlerimi açmakta zorluk çekiyorum ama "Açmalıyım" diye savaşıyorum göz kapaklarımla.

İstanbul'dan Emine teyzem ve Muammer eniştem gelmişti dün gece, saatler süren özlem sohbetinden sonra uyumuştuk, daha doğrusu ben bu tatlı sohbetleri dinlerken uyuyup kalmış, babamın kucağında yatağıma taşınırken hafifçe göz kapaklarımı aralamış sonrasında ise bu kör karanlıkta mutfaktan gelen tıkırtılar yüzünden uyanmıştım.

Zar zor kalkıyorum yataktan, üzerimde en sevdiğim ayıcıklı pijamalarım, boynunda pembe fuları olan bu ayıcıklı pijama önce ruhumu ısıtıyor, sonra bedenimi.

Yavaşça mutfağa süzülüyorum.

Annem ve teyzem çayı demlemiş bir yandan teyzemin hazırladığı börekleri kızartıyor, annem ince ince doğradığı sucukları tavada erittiği tereyağının içine bırakıyor, bir köşede yeni toplanmış senenin mahsulü yeşil kırma zeytin, yeni tatlanmaya başlayan sele zeytinlerin eşliğinde, teyzemin gelirken yanlarında getirdikleri kendi evlerinin bahçesinin vişnelerinden yaptığı reçeli tabaklara çıkarıyor hızlı bir koşuşturma içinde iki kardeş gülümseyerek kahvaltı hazırlıyorlar.

Beni gördüklerinde kocaman sarılıp sımsıcak bir "Günaydın"diyorlar. ( Ahhh ailemin tek çocuğu olmak, uzun yıllar sülalenin en küçüğü kalmak.....)

Kendimi hep bir masal perisi gibi hissettiren bu insanlara şimdi yazarken bile bitimsiz bir minnet duyuyorum.

Teyzem hemen gülümseyerek "Maviş" diyor "Git ayağına çorap giy, üşüyeceksin"

Haklı, evin içi buz gibi olmuş, üstelik henüz soba da yakılmamış..

Anlayamadığım bu karanlıkta neyin nesi bu kahvaltı telaşı, babam ve eniştem nerelerde...

Teyzem giriyor söze "Bayram namazına Ulucami'ye gittiler". Fal taşı gibi gözlerle bakıyorum bu soğukta ve bu saatte. "Evet" diyor teyzem "Bayram sabahları cemaat ile kılınır bayram namazı ve böyle erken olur"

Hımmmm.... Ben babamı hiç namaz kılarken görmemiştim oysa.

Demek bayram sabahları böyle oluyor diye düşünüyorum.

Ne değişik ve ne özel bir gün.

Ama üşüyorum ben şimdi babam olsa bizden önce kalkmış sobayı yakmış kahvaltı için ekmek kızartmaya başlamıştı bile.  "Bugün farklı demek" diye düşünüyorum çocuk aklımla.

O zaman hemen giyinmeliyim, bayramlıklarım baş ucumda duruyor zaten.

Odama koşuyorum, beyaz yün külotlu çorabımı, üzerine halamın geçen ay gelişinde diktiği ekose pileli eteğimi ve yeşil kazağımı giyiyorum.

Banyoya geçip dişlerimi fırçalıyorum, saçlarım oldukça kabarmış kıvır kıvır yine ama olsun çok mutluyum bugün.

Bir bayram sabahında erken başlayan gün içimi ısıtıyor.

Hazırlığım bitince yine odama dönüyorum, yatağımı topluyorum ama üşüyorum ben.

Mutfağa geçiyorum yine sitemkar bir ses tonuyla "Anne babam ne zaman gelecek ben üşüdüm" diyorum.

Annem saate bakıyor "Yarım saate burada olurlar değil mi abla" diyor.  "Ooooo çok geç ben üşüyorum" Annem "sana kim erkenden kalk dedi ki" bakışı atıyor.

Somurtkan bir yüz ifadesiyle mutfaktan çıkıyorum, teyzem arkamdan geliyor, sobaya bakıyor önce ardından da balkona. Canım babam sobanın kovasını hazırlamış ve balkona bırakmış sadece iki kova yer değiştirecek. Teyzem "tut ucundan" diyor. İkimiz ...!! kovayı çıkarıp yenisi ile yer değiştiriyoruz.

Bir anda tutuşan çıraların çıtırtısı sarıyor odayı ve iliklerimize kadar ısıtan sıcaklık.

Annem "Al kitabını oku babanlar gelene kadar "diyor.

Neden sonra fark ediyorlar bayramlık kıyafetlerim ile gecenin bu kör karanlığında soba başında olduğumu.

Annem sitemkar bir ses tonuyla "Kahvaltıya bu şekilde oturmayacaksın değil mi" diye soruyor.

Oturacağıııımmmm diye uzatıyorum.

Bugün Bayram bunlar da benim bayramlıklarım.

Hatta birazdan ayakkabılarımı da giyeceğim.

Babamı az gezdirmedim çarşıda bu üstü fiyonklu beyaz ayakkabı için.

Annem Nazan böyle kahvaltıya oturamazsın derken minik bir çığlık atıyor "O da ne?? "diye onunla birlikte ben ve teyzemde çorabıma bakıyoruz .

Bembeyaz yün külotlu çorabım kazan değiştirirken değen kömür yüzünden kirlenmiş, annem hızlı hızlı nefes alıyor "Git değiştir" diyor "başka çorap giy" "Offff anne offf" diye geçiyor içimden dışarı "Peki anne" olarak çıkıyor.

Sonunda kitabımı elime alıp sobanın yanındaki minik koltuğuma geçiyorum.

Artik gelse babam ve eniştem....

Dışarıda yağmur başlıyor, içeride yanan zeytin odunlarının çıtırtısı, göz kapaklarım ağırlaşıyor....

Ne kadar zaman geçiyor bilmiyorum gözlerimi yavaşça araladığımda gün çoktan ağarmış, babam ve eniştem namazdan gelmiş, salonun ortasında kurulan kahvaltı masasında büyükler tatlı bir sohbete dalmış, soba üzerinde ki çaydanlık fokurdamış, ekmekler kızarmış olarak buluyorum herşeyi. Hemen masadaki yerimi alıyorum. İştahlı bir çocuk değilim ben ama bugün tüm masadakileri yiyebilecekmiş gibi hissediyorum.

Bunu söyleyince pek mutlu oluyor evdekiler.

Her öğünüm olaylıdır benim.

Babam çok iştahlı bir adamdır ben ise aşırı mızmız bir çocuk.

Yemek yemek işkence gibi gelir bana, ben bir şey yemediğim için aileme de....

Bu kez öyle olmuyor, belki bayram sabahının güzelliği, belki kalabalık sofranın keyfi, belki kızarmış ekmeğin baştan çıkarıcı kokusu, sofraya iştahla oturmamı sağlıyor.

"Ayy yedi çok şükür" konuşmaları arasında kahvaltımı tamamlıyorum.

Sırada en sevdiğim kısım var, annem ve teyzem bulaşıkları yıkamış kahveleri hazırlamış babamın özenle seçtiği likörlü çikolatalar eşliğinde servise sunulmuş kahveyi içmeye yalnızca bayramlarda izinliyim. Çocuklar kahve içmez sonra kara kız olurlar denildiğinden beri kahve bayram sabahı seremonim benim. Oysa çok seviyorum vişne likörü ile servis yapılan bu içeceği. (Halâ da damarlarımda kan yerine kahve dolaşan bir kadınım)  Böyle başlayan bayram sabahları vardır bizim evde.

Kahvaltı masasına iki tabak daha ilave ediyorum, dudağımda buruk bir tebessüm ile.

Bayram sofralarında her geçen yıl ile birlikte bir tabak eksilttim masadan ben. Önce eniştem, ardından babam, annem ve teyzem derken bayramlar Bayram olmaktan çıktı. Artık radyo da yok  "Bu gün bayram erken kalkın çocuklar  "diyen Barış Ağbide (Barış Manço) soba kalmadığı gibi o sıcacık aile sohbetleri de..

Şimdi çocuklar gelecek diye hazırlıyorum yalnızca kahvaltı masalarını..

Siz iyisi mi bu sabah elini öpeceğiniz babanız, kahvaltınızı hazırlayacak anneniz varsa, hâlâ çayı yudumlarken keyif alabiliyorsanız, kahvenin yanında likörlü çikolatanız servis ediliyorsa ve her daim çocuk gibi mutlu ise ruhunuz bu sizin bayramınız.

Kutlayınız, kıymet biliniz…

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER BURSA Haberleri
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI