Doktor, Yönetmen Turgut Kanal!

2020 yılında, bence toplum kahramanları doktorlardır. Bu illet hastalıkla mücadelemizde, en ön safhada doktorlar görev yapıyor, bizim için savaşıyorlar. Uzun zamandır üzerinde düşündüğüm bir tespit var. İnsanların sağlık sorunlarını dinleyen doktorlar, görsel sanatlara ilgisi büyük ve bu konularda başarılı eserler yaratıyor....
 Tarih: 15-01-2021 15:00:00   Güncelleme: 15-01-2021 15:29:25
Doktor, Yönetmen Turgut Kanal!

Özel Röportaj: M.Haluk Yalçınkaya

 

2020 yılında, bence toplum kahramanları doktorlardır. Bu illet hastalıkla mücadelemizde, en ön

safhada doktorlar görev yapıyor, bizim için savaşıyorlar.


Uzun zamandır üzerinde düşündüğüm bir tespit var. İnsanların sağlık sorunlarını dinleyen doktorlar,

görsel sanatlara ilgisi büyük ve bu konularda başarılı eserler yaratıyor.


Film sanatı ile uğraşan ve takip ettiğim, başarılı işlere imza atan Dr. Turgut Kanal, yoğun iş temposuna

rağmen "Yaren" isimli kısa filmi bu sene farklı yarışmalardan ödüller aldı. Bu vesile ile Dr.Turgut

Kanal'a aklıma takılan merak ettiğim soruları ve sinemaya bakış açısını sordum.  

 


M.Haluk Yalçınkaya: Sizce sinemanın anlamı nedir?     


Dr. Turgut Kanal: Çok sevilen bir sinema-sahne sanatçısının ufak bir ekleme ile benimsediğim bir

sözü var; ‘Tiyatro hayat, sinema sanat, televizyon ise mobilyadır.’ Tanımlamam gerekirse sinema,

insan hikayelerinden esinlenen videografi sanatıdır diyebilirim. Bu durum süreden ve türden

bağımsızdır. Fotoğrafçılığın aksine karakterler barındırdığından empati yaptırma yetisi

vazgeçilmezlerinden olmalı.


M.Haluk Yalçınkaya: Film çekme fikri nasıl doğdu? Filmleriniz ve aldığınız ödüllerden bahseder misiniz?           

   

Dr. Turgut Kanal: İlk kısa metraj denemem olan ‘Safira’nın senaryosu, mülteci bir çocuk hastamın

babasının başından geçen bir süreci uyarlamam neticesinde ortaya çıkmış oldu. Kendisi ailesinin

büyük kısmını ve mesleğini Irak’ta bırakmak zorunda kalıp ülkemize göç eden bir hekimdi. Bu hekimin

öyküsünü bahsi açıldığında pek çok arkadaşıma anlatmıştım. Fakat sözel anlatı empati kurmamızda

daima yetersiz kalmakta. Görsel ile desteklendiğinde ise daha geniş bir kitleyi daha derinden

etkileyebilir. Ki öyle de oldu. 

 

İlk kısa filmim olmasına rağmen teknik başarısından ziyade hikayesiyle pek çok ulusal gösterim ve

ödüle değer görülüp oldukça fazla izleyiciye ulaştı. Ardından benzer hikayeden yola çıkılarak

çektiğim‘Tabib’ kısa filmi 1 dakika olmasına rağmen ABD, İran, İngiltere ve İtalya’da çeşitli festivallerde

gösterilerek ulusal ve uluslararası başarı sağladı. 


‘Dilsiz Uşak’ ve ‘Ali Cama Bak’ ise temasına uygun yarışmalarda dereceler kazanmış oldu. Ön

hazırlığı ve çekim sürecini daha özenle ve daha özverili bir ekiple tamamladığımız ‘Civciv’ 2020

sonbaharında tamamlanmış olup birkaç ay içinde gösterim seçkilerinin yanı sıra 4 ödül kazandı.

Sağlık çalışanı arkadaşlarımız ile çekimlerini tamamladığımız salgın sürecini sağlık kahramanlarının

gözünden anlatan ‘Yaren’ ise şimdiden 3 ödül kazandı ve teması itibariyle ulusal basından oldukça ilgi

gördü.  


 

M.Haluk Yalçınkaya: Doktor'luk görevini yaparken nasıl oldu (hangi olay ya da durum) sizi sinemaya ilgi duymanız sonucunu doğurdu?                                                                                                                             

Dr. Turgut Kanal: Özellikle üniversite yıllarında çok sayıda filmi notlar alarak izlemeye başladım.

Senaryoya dönüştürülebilir öyküler karalamaya da bu dönemde başladım. Mesleğe başladıktan sonra

hayatına dokunma şansı  bulduğum pek çok insanın yazılmaya değer hikayeleri olduğunu fark ettim.

İlk göz ağrım ‘Safira’nın senaryosu da bu vesile ile ortaya çıkmış oldu.

 

M.Haluk Yalçınkaya: Film çekmekteki amacınız, hedefiniz, idealiniz nedir?   

                                                                               
Dr. Turgut Kanal: Teknolojiye ulaşmak kolaylaştığından yazıp çizmekten öte fotoğraf ve videolarla

kendimizi ifade eder olduk. Yazmaya çalıştığım öyküleri naçizane görsel anlatım teknikleri ile

aktarmaya çalışıyorum. Uzun vadede hedefim ise hatırı sayılır bir senaryo yazarı olabilmek.


M.Haluk Yalçınkaya: Civciv filmi ile ödüller aldınız, ardından Yaren filmi ile güncel bir konuya değindiniz ve ödüller aldınız. Filmlerinizin hikayesini, çıkış noktalarını anlatır mısınız?

                                                                                                                                            
Dr. Turgut Kanal: ‘Civciv’in öyküsünün çıkış noktası hepimizin çocukluğu diyebiliriz. Çocukluğunda

civciv beslemeyen hatta beslediği civcivi ölmeyen neredeyse yoktur. Bu yüzden bizim neslin izleyip 10

dakikalığına da olsa kendi çocukluklarını anımsamalarını hedefledim. 


‘Yaren’de ise sağlık çalışanlarının fedakarlıklardan ufacık bir örnek göstermek istedik. Hastanelerde ve

sahada meslektaşlarımız bu fedakarlığın çok daha fazlasını her gün gösteriyor. Temas ettikleri

hayatları sayfalarca kitapta anlatmaya çalışsak dahi günümüz işleyişinde 5 dakikalık bir video kadar

etkili olmayacağı aşikar. Sinemanın gücü ortada.


Bu 2 filmi aynı ekiple tamamladık. Tüm ekibin özverisi ve emeği alınan başarılarda kendini belli ediyor.

Sizin aracılığınızla hepsine tekrar teşekkür ediyorum.

 

M.Haluk Yalçınkaya: Senaryo yazarken, hikayelerini nasıl konulardan seçiyorsunuz?     

                                          
Dr. Turgut Kanal: Senaryo yazarlığı hususunda okumalar yapıp kazanımlar edinmeye çalışıyorum.

Kat edilecek çok yol var. Gün içinde karşılaştığımız insan ve olay sirkülasyonu bilinçli bir bakış açısıyla

gözlemlendiğinde oldukça farklı hikayeler çıkabiliyor. Yaşanmış öyküleri uyarlamak, gerçeklikten

uzaklaşmadan kolay uygulanabilirlik açısından da avantaj sağlıyor.


M.Haluk Yalçınkaya: En çok yazmayı ya da çekmeği istediğiniz  film projesi var mı?   

                                                  
Dr. Turgut Kanal: Olay örgüsü kırsal bölgede geçen filmleri bir başka seviyorum. Özellikle bozkır

hikayeleri gözüme daha samimi ve sinematik anlamda estetik geliyor. Diyalog metinlerinin doğallığı

için yöre insanını yerinde gözlemleme fırsatım olursa öncekilerin aksine kötü karakterlerin de olduğu

bir taşra hikayem var.  

 

M.Haluk Yalçınkaya: Tercih etmeniz gereken bir durum olursa, sinema mı? Doktorluk mu seçersiniz ve ya sizin için öncelik durumunu sıralar mısınız?       

                                                                                    
Dr. Turgut Kanal: Sinemanın benim için henüz vazgeçilmez değil. Hekimlik mesleğini eğitimini

aldığımdan olsa gerek kendi adıma daha değerli görüyorum. Sinemanın okulunu okuyup takdir gören

işler çıkarabilirsem bu değer sıralaması değişebilir. Bir gün sinema-hekimlik ikilisinden birini bırakmak

zorunda kalsam bile sanırım hekimlik-senaristlik ikilisiyle devam etmek isterim.


Dr. Turgut Kanal, sözlerinden anladığım kadarı ile sinema'dan vazgeçmeyeceği kesin ama doktorluk

mesleğini de hiç bırakmayacak. Umarım her şey gönlünce olur. Sonuçta bizde yaptığım işlere saygı

duyuyor, tebrik ediyoruz. Yeni filmlerde ve ödüllerde görüşmek üzere


İyi Seyirler

 

  Kaynak: bshaberler
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Kültür-Sanat Haberleri
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI