HAVA ALP
  19-05-2026 13:13:00

Kapıya Bakan Anne

Geçen akşam anam, uykuya dalmadan önce uzun uzun kapıya baktı.

Belki bir evladını daha görmek istedi…

Belki sadece eski bayramları hatırladı…

Bilmiyorum.

Ama o an içimde bir şey kırıldı.

Bu tam olarak üzüntü değildi.

Biraz vicdan, biraz gecikmişlik, biraz da yetememişliğin ağırlığıydı.

Annemin yanına geliyorum, arıyorum, elimden geldiğince yanında olmaya çalışıyorum.

Ama gerçek şu ki; onun yükünü ben taşımıyorum.

Bir kardeşim taşıyor.

Fırsat buldukça Antalya’ya geliyorum.

Her gelişimde aynı gerçekle yeniden yüzleşiyorum:

Anamın geride kalan ömrü, bir kardeşimin omuzlarında duruyor.

Evli…

Çocuklu…

Kendi hayatının tam ortasında bir insan o.

Ama haftanın her günü anamın yanında.

Diğer kardeşlerim ise ya uzak duruyor ya da görmezden geliyor.

İnsan bunu yazarken bile zorlanıyor. Çünkü bazı gerçekler, kabul edildiği an can yakıyor.

Şunu geç fark ettim:

Meğer insan kardeşini sadece çocukluk anılarıyla tanıyormuş.

Aynı sofraya oturmak, bayramlarda sarılmak, eski günleri anlatıp gülmek yetmiyormuş bir insanı tanımaya.

Asıl karakter, zor zamanlarda ortaya çıkıyormuş.

Ben bazı kardeşlerimin gerçek yüzünü bu yaşta gördüm.

Ve açık konuşayım…

Gördüğüm şey içimi acıttı.

Ama en ağır gelen başka bir şeydi.

Annemle ilgilenen kardeşime baktıkça kendi eksikliğimi de gördüm.

Çünkü insan bazen başkasının vicdanında kendi yetersizliğiyle karşılaşıyor.

Birileri “Ben ne yapabilirim ki?” diyor.

Birileri ise “Nasıl olsa biri ilgileniyor” rahatlığına sığınıyor.

Oysa mesele zaman değil.

Mesele imkân da değil.

Mesele vicdan.

Ve vicdanın kimde ne kadar olduğu, yaşlı bir annenin kapıya bakışında belli oluyor.

Bir anne, yıllarca yedi evlada bakabiliyor.

Ama bazen yedi evlat bir araya gelip bir anneye bakamıyor.

Daha doğrusu…

Bakmak istemiyor.

Anam o gece kapıya bakarken ben de ona baktım.

Ne öfke vardı yüzünde ne sitem…

Sadece alışılmış bir sessizlik.

Beklemeyi bile yormuş bir insanın sessizliği…

Yanına oturdum.

Elini tuttum.

Hiçbir şey söylemedim.

O da söylemedi.

Ama o sessizlikte yıllar vardı.

Eksik kalan ziyaretler…

Ertelenen telefonlar…

Söylenmeyen cümleler…

Bir anne evladını hep affediyor.

Belki de annelik tam olarak bu.

Ama insan şunu düşünmeden edemiyor:

Sevildiğini bile bile kapıya bakmak, belki de yalnızlığın en ağır hâli.

Ve sen kardeşim…

İşinin, çocuklarının, yorgunluğunun arasında her gün anamın yanında oluyorsun.

Belki kimse görmüyor bunu.

Ama ben görüyorum.

Teşekkür etmek yetmez biliyorum.

Ama söylememek, daha büyük bir haksızlık olurdu.

  Bu yazı 102 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI