M. HALUK YALÇINKAYA
Cannes Film Festivali, sinema dünyasının takviminde yalnızca bir festival değildir.
Mayıs ayının o ılık günlerinde başlayan bu büyük buluşma, sinemanın küresel vitrini haline gelir.
Fransız Rivierası'nın göz kamaştıran kıyılarında, sokaklarda parfüm kokuları hissedilirken, şık kıyafetleriyle sinema salonlarına yetişmeye çalışan insanları izlersiniz.
Salon girişlerinde elinde "Invitation" yazılı pankartlarla davetiye arayanları görmek de Cannes'ın değişmeyen görüntülerindendir.
Ancak benim için asıl büyü, salonun ışıkları söndüğünde başlar.
Film perdeye yansıdığı anda kendinizi sinemanın evrensel dilinin bir parçası olarak bulursunuz.
Bu yıl 79'uncusu düzenlenen Cannes Film Festivali'nde yine birbirinden değerli yapımlar dünya prömiyerlerini gerçekleştirdi. Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ve sinema profesyonelleri dünyanın dört bir yanından Cannes'ta buluştu.
.jpeg)
Festivaller yalnızca ödül dağıtılan organizasyonlar değildir.
Cannes, Berlin, Venedik ve Tallinn'de düzenlenen Black Nights gibi festivaller, filmlerin dünya yolculuğunun başlangıç noktalarıdır. Birçok yapım, Oscar yarışına uzanan serüvenine bu festivallerde başlar.
Burada dikkat çekmek istediğim iki konu var.
İlki, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nün uzun yıllardır sürdürdüğü Türk sineması katalogları çalışması.
Dünyanın önemli festivallerinde dağıtılan bu kataloglar, Türk sinemasının o dönemdeki üretimini kayıt altına alan önemli bir bellek niteliği taşıyor. Bir filme katalogda yer verilmesi onun ödüllü ya da ödülsüz olmasıyla ilgili değil; esas amaç Türk sinemasının üretim çeşitliliğini uluslararası platformlarda görünür kılmak.
İkinci konu ise Cannes Film Market ile ana yarışma arasındaki fark. Zaman zaman bu iki kavram birbirine karıştırılıyor. Oysa Film Market, filmlerin uluslararası dağıtımcılar ve sektör profesyonelleriyle buluştuğu ticari bir platform. Burada yer almak elbette önemli ancak bu durum Cannes ana yarışmasına seçilmek anlamına gelmiyor.
Cannes'ta yıllar boyunca tanıştığım isimlerden biri olan Ercan Tekin'in anlattıkları ise Türk sinemasının festival tarihine dair ilginç ayrıntılar taşıyor. Yaklaşık yarım asırdır Cannes'ta yaşayan Tekin, geçmiş yıllarda Sakıp Sabancı'nın festival dönemlerinde düzenlediği sanat ve sinema buluşmalarını anlatırken, o dönemde Türk sinemasının uluslararası görünürlüğü için gösterilen çabaları da hatırlatıyor.
Benzer anıları oyuncu Cansel Elçin'den de dinlemiştim. Cannes'ta gerçekleştirilen o sohbetlerin genç sanatçılar üzerinde bıraktığı etkiyi ve sinemaya duyulan ilgiyi artıran ortamları anlatmıştı.
Bu yıl Sinema Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen "Türk Invites You" etkinliği de Türkiye'nin uluslararası yapımları ülkemize çekme hedefi açısından önemliydi. Türkiye'nin doğal plato avantajlarını ve yapım olanaklarını dünya sinemasına anlatmak son derece değerli.
Ancak sanatın en büyük gücü kapsayıcılığından gelir. Farklı görüşlerden, farklı sinema anlayışlarından gelen yönetmenlerin, yapımcıların ve sanatçıların aynı masada buluşabilmesi kültürel diplomasinin de en önemli unsurlarından biridir.
Bu yıl festival boyunca kırmızı halı kuralları da çok konuşuldu. Oysa Cannes'ta yıllardır belirli bir protokol uygulanır. Gala gösterimlerinde kıyafet kuralları yeni değil; festival geleneğinin bir parçası.
Son olarak yıllardır anlam veremediğim bir konuya değinmek istiyorum.
Filmlerin kaç dakika alkışlandığının haber değeri taşıması...
Bir filmin değeri, seyircinin kronometreyle ölçülen alkış süresiyle belirlenmez. Festivallerde "en çok alkışlanan film" diye bir ödül yoktur. Sinema, birkaç dakikalık alkış hesaplarına indirgenemeyecek kadar büyük bir sanattır.
Cannes'tan geriye kalan da zaten budur.
Kırmızı halıdan çok filmler, magazinden çok sinema ve alkış süresinden çok anlatılan hikâyeler...
İyi seyirler.
.jpeg)
79. Cannes Film Festivali Ödül Alan Eserler ve Sanatçılar ;
Palme d’Or (Best film) → Fjord
The Grand Prix → Minotaur
Jury Prize → Das Geträumte Abenteuer
Best director → Javier Calvo & Javier Ambrossi (La bola negra), Paweł Pawlikowski (Fatherland)
En Iyi Kadın Oyuncu → Virginie Efira & Tao Okamoto (All of a Sudden)
En Iyi Erkek Oyuncu → Emmanuel Macchia & Valentin Campagne (Coward)
En Iyi Senaryo → Notre Salut
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|