NAZAN BOZAN
Hafta sonu bir iş görüşmesi için İstanbul'daydım.
Bu aralar ömrü yollarda geçen bir kadın olarak işimi ve keyif alabileceğim dost, arkadaş ziyaretlerini bir araya getirip çalışmanın yükünü koşuşturmasını mutlu dakikalara çevirmeyi seviyorum.
Yine böyle bir gündü.
İş toplantısı sonrası buluştuğum sevgili dostum, arkadaşım Ersin Faikzade ile bir kahve içimi sohbet etmek, çıkan kitabını imzalatmak, yeni projeleri görüşmek üzere bir aradaydık.
Söz döndü dolaştı yaşamı olumlu kılan en önemli olguya Aşk'a geldi.
Aşk....
Ne büyülü bir kelime....
Hayatımızı bir anda yerle bir eden, ya da onu düşündüğünüzde yüzünüze gülücükler konduran....
Aşk....
Yanmakla uçmak, delice bir sarhoşluk ile sevmek öldüresiye nefret etmek arasındaki gel- gitler’in diğer adı.
Aşk'a düşmeyen olur mu hiç hayatta.
Kalbinde o delice çarpıntıyı hissetmeden yaşamış mıdır bir insan bu dünyada..
Nefes almak değildir yaşamak..
Kalp ritminizin değişmesidir!
Yüzünüzde yakaladığınız tatlı bir tebessümdür.
Sevdiğinize bakarken büyüyen gözbebeklerinizdir.
Titreyen ellerinizdir,
Dokunmaktır!
Tüm dünyayı aynı zamanda sevebilmektir
Hoşgörüdür
"Aşk" uğruna
ölmektir..
İki gündür "Aşk’tan ölmek / Prenses Süreyya (Ersin Faikzade) kitabını okurken, bu muhteşem duygunun bizi rezil de vezir de edebildiğini tekrar gözlemleme fırsatım oldu.
Günümüzde sabun köpüğü gibi başlayan aynı hızla biten adına "Aşk" dedikleri o muhteşem duyguyu ne yazık ki çağımız insanının unuttuğunu düşünmeden de edemedim.
Gittikçe maddileşen dünyada yaşanılan ilişkilerin, birlikteliklerin, evliliklerin başlama ve bitiş sürelerinin sayısal değerler ile ölçülür olması ne kadar korkunç!
Oysa insandan duyguları çıkardığınızda geriye sadece bedensel işleyen bir makine kalıyor.
Ortaya da insanlıktan uzak, artan kadın cinayetleri, çocuk tacizleri, mutsuz, doyumsuz, amaçsız bir toplum çıkıyor.
Çünkü sevmeyi bilmeyen insanın hoşgörüsü yoktur, fedakarlık nedir bilmez.
Siz hiç sevdiğiniz adamın kollarında uyandığınızda onun size Aşk' la bakan gözlerinde yok oldunuz mu?
Sabah erken kalkmaktan nefret etmenize rağmen güneş bile doğmak için nazlanırken onu yolcu edebilmek için ondan çok önce kalkıp kahvaltıda sevdiği şeyleri hazırlamanın sizde yaşattığı hazzı yaşadınız mı.
Hiç uzun bekleyiş saatlerinizin adı oldu mu, Aşk?
Çıkarsız, umarsız, beklentisiz sevdiniz mi?
Sizin için her şeyi göze alabilecek birisi tarafından sevildiniz mi?
Sahi; sizin hiç tuttuğu eli bırakmayanınız oldu mu,
Sizin için saatlerce yolculuk yapan sizi göreceği bir kaç saat için tüm yorgunlukları göze alanınız...
Siz yaşadığınız şehirden, çevreden, aileden alışkanlıklarınızdan vazgeçmeyi göze alabilecek kadar sevdiniz mi birini...
Böyle bir Aşk'a düştüyse yolunuz o yolculuktan hiç vazgeçmeyin.
Ne kadar zor ve zahmetli gözükse de varılacak nokta "Mutluluğun" kapısıdır.
Hayat denilen süreç bir yolculuktur.
Yola saf sevgi "Aşk" ile çıkanların son durağıdır "Mutluluk"
Yolunuz engelsiz , varış noktanız hep mutluluk olsun,
Ve tüm olumsuz duygularınızı Aşk'a dönüştüren bir Simyacı'nız...
Yeni hafta AŞK'la buluştursun sizi
Yolunuz Aşk olsun ♥
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|