NAZAN BOZAN
  08-07-2025 12:40:00

NAMESTE

İpekçilik' te annemlerin oturduğu apartman dairesinin salonundayız.

Sene 1978 ya da 79…

Emel ablam sırtımı duvara yaslıyor.

Bağdaş kurduruyor. Kazık yutmuş gibi dimdik oturmamı tembihliyor. Ve bu kazık yutmuş halimizle "Şimdi vücudumuzu esneteceğiz" diyor.

Ne gam!!

Zaten 7-8 yaşında çocuğum. Esneme hareketlerimiz bağdaş kurup sağa sola dik olarak dönmekten iç sesimizi dinlemekten öteye gitmiyor.  

7-8 yaşındaki bir çocuğun iç sesi ne olabilir bilmiyorum. Ben daha çok dış sesten Emel ablamı dinliyorum hayranlıkla. Ablam o yıllarda Muradiye Kız Öğretmen Okulu'nu yeni bitirmiş, annesinin vefatından sonra yeni hayatını kuracağı İstanbul' a gelin gitmeden önce bizim yanımızda kalmakta ve bir öğretmen edasıyla (ne de olsa okulda aldığı eğitim bu :) ) bana o yıllarda beden eğitimi derslerinde öğrendiği YOGA yı uygulamalı eğitim ile bana çalıştırmakta.

Ne kadar başarılı olmuşum, ne öğrenmişim kısmı sorguya açık olsa da, YOGA'nın yaygın olmadığı; hatta bilinmediği o yıllarda bir devlet okulunda geleceğin öğretmenlerine verdiği eğitim beni hep mutlu kılmıştır. Bazen zamanda geriye gitsek ülke olarak daha eğitimli, kültürlü ve ruh ve beden sağlığı yerinde bir millet oluruz diye düşünmeden edemiyorum.

Pazar sabahı henüz şehir uyanmamışken sabah 08.30’da hazırlanmış evden çıkıp Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi'ne doğru yol alırken aklımda ablamla yaptığım ilk YOGA eğitimim!! var.

Ağır adımlarla çalışmanın yapıldığı alana geliyorum.

Herkes yerini almış, rengarenk matlarını yaymış Katarina Rain'in Goddess Rising parçası eşliğinde müthiş bir dinginlik, huzur, sessizlik içinde egzersize başlamış. Sakin hareketlerle matımı yayıp katılıyorum topluluğa, tepemde bir yumurtayı bile kaynatacak yaz güneşinin altında.

İlk ısınma hareketlerinden sonra ben oturduğum yerde kaynıyorum.

Hava sıcaklığı 34 derece ve ben geç kalmanın bedelini tam güneşin altında bir yer seçerek kendimi cezalandırmış bulunuyorum.

Ezgi hoca (bugün ki yoga eğitmenimiz) -bir manken gibi güzel ve zarif, sakin ve dingin ses tonu esnek bedeni ve konuşmasıyla her hareketi ve çalıştırdığı kaslarımızı, hangi çakrayı aktive ettiğini anlatıyor. Konuşması bittiğinde biz hareketlere geçiyoruz.

Ne kadar süre esnedik, ne kadar süre çalıştık ne kadar süre Ezgi hoca anlattı bilmiyorum ama hareketlerden birinde esneyip bağdaş kurmuş bir pozisyonda  yüzümüzü matımıza değirmemizi istedi. Cenin pozisyonunda. Mümkün değil yüzüm mata değmiyor.

Öyle esneyip, eğilip bükülecek bir bedenim olmadığını anlıyorum. "Taş gibi kadınım" diyorum içimden. Bu düşünce ile birlikte bir gülme geliyor.

Beynimi pişiren, az sonra masaya beyin söğüş halinde servis edilecek durumuma rağmen bir keyif, huzur ve vurdumduymazlık çöküyor üstüme. Sadece bunun için bile yoga yapılmalı diye düşünüyorum.

Her birimizin yürek yorgunu olduğu bu günlerde.

Pazar günü 30 kişilik bir grupla Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi'nde harika bir yoga buluşması gerçekleşti.

3 Ağustos Pazar gününe kadar devam edecek olan etkinlik tüm katılımcılara açık.

Bedeninizle buluşmak, zihnimizde alan açmak için harika bir fırsat.

Kendinize bir iyilik yapın.

NAMASTE....

  Bu yazı 7848 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI