NAZAN BOZAN
Çocukluğumdaki gibi yine koşarak çıkıyorum Heykel'de Atatürk Anıtı'nın arkasındaki merdivenleri.
Bahçeye ulaştığımda duruyorum, gözlerimi yumuyorum tatlı tatlı esen sonbahar rüzgarında ve ilkokul yıllarına gidiyorum usulca…
Akşam okul çıkışında babamın iş yerine geldiğim ve onun mesai saatinin bitmesini beklerken gezindiğim bu bahçe beni anıdan anıya götüren bir lokomotif gibi savurmaya başlıyor…
Bu aralar işim gereği şehirler arası yaşayan ben, sabah sevdiğim bir arkadaşımın telefonu ile hızla hazırlanmış ve Heykel' de onunla buluşmuştum.
Her gün sayısız kez önünden geçtiğim Kent Müzesini bir kez bile ziyaret etmemiş olmanın mahcubiyetiyle onun teklifini kabul etmiş, tatlı bir şaşkınlık, nostalji, anılar arasında müzenin önünde onunla buluşmuştum.
Yaşamak demek, yaşınız kaç olursa olsun duyduğunuz bir koku ile çocukluğunuza dönmek demekti belki de.
Benim çocukluk dönemimde karşılıklı konumlandırılmış bu iki binanın biri Defterdarlık diğeri Adliye Binasıydı.
Babam Defterdarlık'ta Muhasebe şefiydi ve ben her akşam okul çıkışı okulumun yalnızca iki dakika uzağındaki (okulum Namık Sözeri Lisesi'ydi) bu bahçede dilekçe yazan "arzuhal"cileri, ayaklı ve körüklü fotoğraf makinesinden fotoğraf çeken fotoğrafçıları ilgi ve şaşkınlık içinde izler, köyden, kenten gelen insanların daktilo başındaki arzuhalcilere anlattıklarını merakla dinler, sonra yine aynı hızla Defterdarlık binasının merdivenlerini çıkar, koridorlarında gezinir, babamın mesai arkadaşları ile sohbet ederdim.
Şimdi bu bahçe beni o anlara taşıdı.
Ne güzel bir duygu bunca yaşanmışlığın yüzünüzde tatlı bir tebessüm oluşturması.
Şimdi aynı hızla ve tebessüm ile o zaman Adliye Binası olan Bursa Kent Müzesi’nin basamaklarını çıkıyorum.
14 Şubat 2004’te dönemin belediye başkanı Sayın Erdoğan Bilenser tarafından hizmete açılan bu müzenin alt katı Antik çağlardan bu yana Bursa'ya ait eserlerin sergilendiği alan olarak hizmet veriyor.
Orta katta ise Osmanlı'nın ilk başkenti olma özelliğine sahip Bursa'nın tüm yaşamsal ve kültürel zenginliklerini görebileceğiniz sayısız sanat eseri ve objeye ayrılmış.
Bursa İpeği’nin, kasidesinin en nadide eserleri, silahlar, kurtuluş savaşına ait belgeler yine bu katta bulunuyor.
İlk matbaa makineleri, daktilolar, Bursa'nın ticari hayatının en güzel örnekleri taş döşenmiş sokakları eşliğinde galeride can bulmuş.
Semerciler, yemeniciler, nalbantlar, bakırcı- kalaycılar yine bu sokaklarda yerini almış.
Ancak Beni en çok etkileyen, müzenin en üst katındaki geleneksel yaşam kültürümüzün sergilendiği kısım oldu.
Bu kata çıktığımda gözüme ilk çarpan bakkal kültürü ile büyüyen bizim neslin bizleri hemen anılara götüren mahalle bakkalı canlandırmasındaki mekanı.
Bizim mahallemizde eski ahşap binanın altında hizmet veren bakkal çok büyük olmayan bir oda büyüklüğündeydi.
Daha adımınızı attığınız anda gıcırdayan tahta zemini, duvarlara dizilmiş bisküvi ve gofret kutuları, şeker kavanozları, küfürler içindeki bakliyatları benim gibi apartman doğumlu ağacı sadece o yıllarda ki elektrik direklerinde gören, sebzeyi yalnızca manav tezgahlarında yetişen bir tarım ürünü sanan çocuk için ilginç gelir, bakkala gitmek için can atardım.
Gözümden yaşlar mi geliyor nedir, hızla uzaklaştırıyor beni iç sesim. Bir başka sokak arasında dolaşıyorum hızla.
Çeşit çeşit plaklar ve kasetler olan bölümde duruyorum merakla.
Lise yıllarımda ilk gençlik ve aşk heyecanıyla uzun uzun listeler hazırlar Çokran Plak'ın yolunu tutar listelediğim şarkılardan oluşan kasetimin doldurulmasını ister, hazır olunca gider alır, büyük bir heyecanla eve gelir, arkadaşlarımla toplanır, sohbet eder dans ederdik.
Ne masum ne güzel, beklentisiz sevgiler, dostluklar yaşardık.
Ulus Pastanesi Bursa'nın ilk kestane şekeri satan pastanesidir.
Benimse okulu kırdığımız (o zamanlar nedense okuldan kaçmak yerine "kırmak" sözcüğünü kullanırdım) o öğrencilik günlerimizde arkadaşlarımla buluşma noktamdır.
Renk renk şekerlemelerin sergilendiği Ulus Pastanesi galerisinde yine kalbi kanatlanan genç kız oluyorum.
Bir başka sokakta ise Bursa'nın eşsiz lezzeti İskender Döner ile karşılaşıyorum.
Babamın her şehir dışından konuğumuz geldiğinde bizi ve konuklarımızı ağırladığı bu taş zeminli, mermer masalı, suyun kocaman sürahiler ile servis yapıldığı, kızgın tereyağı kokusunun baş döndürdüğü lezzetin Nirvana'sı bu lezzet ile selamlaşıyorum içim buruk bir şekilde.
"Hey yıllar yenilmedim size umutlarım bile aynı" dese de içimin melodisi, bu sefer hakim olamıyorum gözyaşlarıma..
Gecikmiş hatta çok gecikmiş bir müze ziyareti olsa da benimki tadı damağımda kalan bir deneyim oldu.
Kâh ağladım, kâh geçmişte yolculuk yaptım, hüzünlendim, sevindim, çocuklaştım, büyüdüm.
...
Bir Cumhuriyet kadını olarak doğmanın ve yaşamanın güzelliğini müzede iliklerime kadar hissettim.
"Nefes almak değildir yaşamak" der bir şarkının güftesinde. Çok şanslı bir çocuk olarak doğmuş ve yaşamış bir kadın olarak, müze ziyaretinden sonra önce anne ve babama Mustafa Kemal Atatürk'e sonsuz bir saygı ve minnet duyarak indim merdivenleri.
Hadi bugün siz de çocuklarınızın ellerinden tutup bu harika galeriyi ziyaret edin.
Bakalım siz de kaç damla gözyaşı olacak...
29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun...
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|