NAZAN BOZAN
  Güncelleme: 21-02-2021 01:18:00   21-02-2021 00:52:00

İkinci el değil, ikinci bahar...

Siz onu şimdilik sadece Gülbahar olarak bilin.

Ülkemizdeki sayısız Gülbahar'lardan biri o.

Ama hiç tanımadığım bu kadını benim için özel kılan, sabah Facebook'ta bir geri dönüşüm sayfasında paylaştığı yazısı oldu.

Kısaca diyordu ki: "Bu sayfada çok güzel ‘atma değerlendir’ paylaşımları var, bende pazarlarda ikinci el giysi satıyorum. Yıkıyorum, ütülüyorum ve pazarlara satışa çıkıyorum. Böylece çocuklarımı kimseye muhtaç etmiyor, ailemin geçimini sağlıyorum. Benimki de bir geri dönüşüm olur mu bilmem, paylaşmak istedim"

Ahh Gülbahar olmaz mıydı!??

Satır aralarını benim gibi dikkatli okuyan bir kadın için orada gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine girecek bir hayattan "ikinci el değil", "ikinci bahar"a dönüştürdüğünü düşündüren bir yaşam var duygusunu yaratmıştın.

Aceleci bir şekilde Messenger'a geçiş yaptım ve ona konuşmak istediğimi, bir kitap yazdığımı ve başarıya giden kadın öyküleri dinlediğimi, karşılıklı anlaşırsak bunu kitabımda yayınlamak istediğimi yazdım.

Hemen döndü, telefon numarasını bıraktı. Toplantıda olduğumu ve çıkınca kendisini arayacağımı söyledim. Sözleştik..

İki buçuk saat sonra telefonun diğer ucundaki bu kadın ile röportaj yapmaya başladığımda bir kedi kadar uysal ve donuk; bir kaplan kadar parçalayıcı ve samimi bir sohbetin içinde buldum kendimi.

O bu coğrafyanın sayısız Gülbahar'larından biri.

Denizli'nin Çivil İlçesi’nin bir köyünde, onun deyimiyle "köyün en yoksul ailesinin çocuğu” yoksulluğun cirit attığı çoğu ailede olduğu gibi anne ve babasının ilgisinden uzak büyümüş.

11 yaşında geldiği Denizli'de annesine orada kalmak istediğini söylemiş ve o gün kaderinin altına imzasını atmış.

Bir çocuk için oldukça zor yaşam sınavları ile ilk orada tanışmış. Bir süre akrabalarının yanında kalmış, ilkokul mezunu bir çocuk olarak fabrikalarda ayak işlerinde çalıştırılmış.

17 yaşına geldiğinde onu ilk kez birisinin sevdiğini düşünüp sevdiği çocuğa kaçmış. O anlatırken aklıma Alpay'ın "fabrika kızı" şarkısı geliyor..

Güzel ülkem, yorgun kadınlarım, mutsuz yaşam öyküleri..

Mutlu olmuş mu, sevdadan yüreği çarpan bu kadın…

Ne yazık ki hayır. Alkol bağımlısı kocası sorumsuz ve ilgisiz bir yaşam sürerken Gülbahar önce ilk kızını dünyaya getiriyor, derken hayat daha fazla zorlaştırıyor ve ayrılıyorlar.

17 yaşında evli, 22 yaşında dul bir kadın olarak yine bir mücadelenin içinde buluyor kendini. Üstelik bu sefer dizlerine sarılan bir kızı ve karnında doğumunu beklediği oğlu var.

Hayat hiç gülümsetmiyor onu.

Bir dram filminin bitmeyen fragmanı gibi bir acıdan başka bir acıya çıkıyor yolları.  Yılmıyor… Gündüzleri pazarlara çıkıp ikinci el giysi satıyor, geceleri erkek kardeşinin fotoğrafçılık yaptığı düğün salonunda çocuklara balon, masalara oyuncak satıyor.

Kendini ve çocuklarını hiç mağdur etmiyor…

Çocukluğu mu!?  Onu hiç hatırlamıyor bile, gençlik, ergenlik nedir haberi yok! Bitimsiz bir mücadele için gelmiş bu dünyaya.

Bir gün kızının okulda rahatsızlanmasıyla götürüldüğü hastanede doktorun "Kızınız moral olarak çöküntü içinde, herkesin anne babası var benim yok" sözleri bir başka dönüş noktası yapıyor hayatına.

Erkek kardeşinin iş arkadaşı ile ikinci evliliğini yapıyor. Boşanmış bir adam olan ikinci eşinin çocuğuna da annelik ederken buluyor kendini. Ardından birlikte bir çocukları olsun, aile olunsun diye bir çocukları daha oluyor.

Simdi 4 çocuk annesi bir kadın Gülbahar…

Kocasının kazancı yetmediği için sabahın kör ayazında pazarlarda,  gece evinin kadını, çocuklarının anası olan, hiç durmadan koşturan, mücadele eden bu kadın için kader ne yazık ki hep dramları uygun görmüş ki bu sefer de eşi türlü bahanelerle evi terk ediyor.

Sonra anlıyor ki eşinin yetmeyen kazancında hayatına aldığı bir başka kadın varmış.

Ayrılıyorlar… Üstelik şimdi 4 çocuk annesi bir kadın artık.

Yılmıyor Gülbahar! Türk filmi gibi bir hayatın içinden Türkan Şoray edasıyla çıkıyor.

Sonsuz mücadele ile geçen 29 yılın ardından, geçen yıl kimseye muhtaç olmadan kızını evlendiriyor.

Başını sokacak bir evi olsun diye Çivril'deki evini onartıp oturulacak hale getiriyor. Bavulla başladığı pazarcılıkta çuvallar dolusu giysileri artık kendi arabasına yüklüyor.

“Çok çalıştım ben, ehliyet de aldım” diye anlatıyor.

Hayat yolunda çok mesafe kaydetmiş bir kadın olarak her sözcüğünde şükrederek sohbet ediyoruz.

Ahhh güzel Gülbahar, ah!

Güzel ülkemin çilekeş kadınları…

Her şey tuzla buz olsa toparlayacak güce ve inanca sahip kadınlarımız. Bir yanda kırılan tırnağı için hayatı sorun yumağına dönüştüren, şikayet eden hemcinsleriniz, diğer yanda ekmeğini taştan çıkaran gocunmayan siz...

Biliyor musunuz, siz çok özelsiniz, ben yaşamadım çocuğum yaşasın, mahrum kalmasın dediğiniz için..

Hiç bir işe yaramaz kocalarınıza adam muamelesi yaptığınız için..

"Olsun, ne de olsa çocuklarımın babasıdır" diyecek kadar güzel kalpleriniz için...

Eğitimim yok, elimden tutanım yok diyenlere inat dik durduğunuz ve gururla taşıdığınız kimliğiniz için...

Adının başında "bilmem kimin karısı" olarak tanınmadan güçlü olduğunuz için...

Güzel yüreğiniz için..

Bunca acının, zorluğun için de "insan" kalabildiğiniz için...

Bugün seninle röportaj-sohbet arasında ki bu konuşmada ben çok umutlu bir kadın oldum Gülbahar.

Sen ve senin gibi güçlü kadınlar olduğu sürece bu ülkede kadınlar adına daha yapılacak çok iş, alınacak çok yol var..

Veee şükretmek için bir dolu sebep...

Yolun açık olsun koca yürekli kadın...

  Bu yazı 6971 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI