NAZAN BOZAN
  Güncelleme: 14-02-2026 01:07:00   14-02-2026 00:49:00

Sevgi Gününüz Kutlu Olsun! Leyleğiniz bile YAREN olsun

Tam da geçen hafta bugündü.

Sabah kararlaştırdığımız gibi erkenden gelmiş, sitenin kapısından beni almış, delice yağan yağmurda Eski Karaağaç köyünün yolunu tutmuştuk.

Köyü önce gayrimenkule ilk başladığım yıllarda bir pazarlama tekniği olan - "yol geçecek, pilot bölge, kapanın elinde kalıyor, bla bla bla" söylemleri ile öğrenmiş, son yıllarda ise YAREN Leylek geldi gelmedi, oturdu, yavruladı, göç etti, gelecek, yok gelmedi, geç kaldı yazılarıyla takip etmiştim.

İşte bu yağmurlu Şubat sabahında burada ki işletmeyi turizme kazandıran Vatan Bey'e görmek istediğimi söyleyince (hatta tutturunca) bir hafta önceden kahvaltı randevusu almış, Leylek Köy Evi ve zarif işletmecisi Gilin Kayhan'ı tanımak, sohbet etmek üzere yola çıktık.

Ne zaman bilmediğim bir yere gidecek olsam, önce dersimi çalışırım ben.

Öğrenmeli, görmeli sonra yazmalıyım diye düşünürüm.

Buna bir de son yılda TV yapımcılığı da eklenince ben ciddi ciddi ders çalışan bir öğrenciyim.

Ehh bütün gece Gülin hanımın profilinden işletmeyi incelemişim, youtube da kısa videolardan görmüş kadar olmuşum, çarşaf çarşaf yazı okumuşum  sabahın köründe bu yağmurda kalkıp gitmenin ne gereği vardı diyen iç sesimle çatışmış dış sesime "Daha güçlü ol lütfen" diye komut vermiş, durmaksızın devam eden yağmur nedeniyle küçük çaplı gölcükler olmuş köy yolunda  ilerlemiş, tüm bunları içimde tutmayı başarabilmiş, Vatan Bey'e çiçekten, böcekten, okuduklarımdan bahsederken işletmenin kapısına gelmiştik.

Leylek Köy Evi  köye gelmeden bir kilometrelik mesafede. Yani köye gelmeden karşınıza çikan bir işletme.

Kapıdaki sağlı sollu tabela daha yolun başında karşılıyor sizi. Hızla geniş otoparka girdiğinizde ise tek başınaymışlık duygusu uyanıyor.

Ben kapıda vale falan bekliyorum, bağırıp çağıran kahya, ardından düdük sesi, "Çek oradan olmaz biraz daha sağ yap, olmadı sol, hayır hayır arabayı amuda kaldır" falan diyen görevliler bakıyorum. Yok!

Müthiş bir sessizlik, dinginlik, huzur var. Yüzlerce çeşit ağaç ve bitkinin olduğu botanik bahçesinde ilerliyoruz.

Cennete düşmüş ama ne yapacağını bilmeyen yolcu gibiyim.

Önümüzdeki kazlar yol gösterici olarak bizi restaurantın kapısına kadar getiriyorlar. Adımımı attığım anda karşımda masmavi sularıyla Uluabat Gölü, mutfaktan gelen taze ekmek kokusu, enfes bir manzara keyfi yaşıyorum.

O esnada Gülin hanım giriyor içeri. Hep birlikte kahvaltı siparişlerimizi veriyoruz.

O fit kahvaltı söylüyor kendine. Ben klasik köy kahvaltısı.

O kadar genç, o kadar nitelikli, samimi içten ki bir arkadaş, kardeş etkisi yaratıyor ben de.

Burası onun kadın doğum uzmanı olan babasının kardeşi doğduğunda aldığı yer.

Göle sıfır bu otuz dönümlük arazi onun çocukluğunun en güzel anılarını sakladığı yer. Doktor olan anne ve babası bazen şehrin gürültüsünden kaçmak, bazen toprağa yakın olmak, bazen de huzur bulmak için geliyorlar. Gülin hanım önce öğrenci olarak gittiği İngiltere'de yaşıyor bir süre. Ardından sosyoloji kariyerini ileriye taşımak adına rotayı Japonya'ya çeviriyor.

On yıl Japonya'da yaşadıktan sonra pandemi ile birlikte memleket hasreti ağır basıyor. Yurda dönüyor. Otuz dönümlük bu yer akademisyen bir kadın için kolay geliyor, işletme kurmaya karar veriyorlar.

2023 yılında hizmete giriyor. Çok farklı coğrafyalardan gelen bitki zenginliği onu cezbediyor. Üretimi kendileri yapıyor ve tarladan masaya getiriyorlar.

Serde on yıllık Japonya kültürü var. Taze ve katkısız doğal ürünleri müşteri ile buluşturuyorlar. Kahvaltıda yediğimiz yumurta, süt reçeli. Salça hep çiftliğinin ürünleri.

Peynir çiftlikte ki keçilerin sütünden.

Tam bir lezzet patlaması. 300 metre sonrası göl…

Balık da her dem taze. Kahvaltı bitince çiftliği gezdiriyor bize. Tavşanlar, tavus kuşu, keçiler, kuzular, inekler selamlıyor bizi kafeslerinden.

Ve... Belirli aralıklarla kurulmuş leylek yuvaları. Dedim ya, o bir akademisyen.

Japonya'da özellikle leylekler üzerine çalışıyor. O zaman öğreniyorum ki leyleklerin yuvasını yapacağı yerde yüksek ağaçlar, elektrik direkleri olmaması gerekiyor. Yüksek ağaçlar uçarken yuvalarını görmesine engel, yavrularına yaklaşan tehlikeyi göremiyorlar. Elektrik direkleri ise yavru leyleklerin akımdan etkilenip ölmesine sebep veriyor.

Sayımları yapılmaya başlandığında 20 olan yuva sayısı şimdilerde 4'e düşmüş. Elektrik tellerine yalıtım yapılarak çözüm bulunmuş. Tüm Türkiye'de olduğu gibi Uluabat Gölü’nde de şu seviyesi düşük.

Dolayısıyla balık ve su ürünleri popülasyonunda düşüş var. Leyleklerin beslenme alanları da tehdit altında.

Gülin hanım içine sevgisini sığdırdığı sesiyle masalsı anlatıyor. O sırada tavus kuşunun olduğu alandan geçiyoruz.

Burada ki tüm canlılar kendi doğal ortamlarında yaşıyorlar.

Birden mavi, turkuvaz, yeşil kanatlarını açıyor tüm ihtişamıyla. O an bahçe gerçek bir masala dönüşüyor.

Son bir veda kahvesi içip çıkıyoruz bu masal bahçeden. Vakit akşama geliyor, gökyüzü laciverte dönüyor.

Bugün Sevgililer Günü, bana göre Sevgi Günü. Yaş kemale erince sevgili değil de SEVGİ önemli oluyor.

Dost sohbetleri yapacağınız uzun ve keyifli masalar, o masaları çevreleyenler önem kazanıyor. Önce kendinizi severseniz mutlu oluyorsunuz, ardından herkeste sevilesi bir yan buluyorsunuz.

Planınız, programınız nedir bilmem ama kendinizi seviyorsanız bir gün mutlaka Leylek Köy'üne düşürün yolunuzu.

Sabah gün doğarken kahvaltınızı yeni yükselen güneşle göl manzarasında yapın, ya da akşam güneş tüm kızıllığı ile suya vurduğunda bir dost selamıyla balığınızı yiyin.

Ben gittim mi, kalmak, konaklamak isterim derseniz içinde efsane güzel bir oteli de mevcut. Eee daha ne olsun.

Sevgi gününüz kutlu olsun. Leyleğiniz bile YAREN olsun!

  Bu yazı 1951 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI