NAZAN BOZAN
  Güncelleme: 09-09-2021 00:07:00   08-09-2021 22:41:00

Tutku

Yatağın içinde sıkıntıyla dönüyorum.

Dört gecedir esir alan uykusuzluk pek niyetli değil besbelli beni terk etmeye ki her gece tavanla bakışmalarıma tanık oluyor. 

Her zamanki gibi yatağımın baş ucunda bulunan kitaplarımdan birine uzanıyorum. Çocukluğumdan beri en iyi bildiğim şeydir benim kitaplara sığınmak..

Daha ilkokul yıllarından beri çalışan bir annenin tek çocuğu olarak her elimi uzattığımda elimi tutan arkadaşım, dostum, sırdaşım olmuştur kitaplar benim.

Hele ki tatil dönemlerinde babam her hafta 2-3 yeni kitap alır gelir, ele avuca sığmayan, hep birşeyler ile uğraşmak, ilgilenmek isteyen kızını oyalaya bilmek için eve kitap taşır, akşam işten yorgun geldiklerinde annem yemeği hazırlarken okuduğum kitabı sorar, benimle kitap hakkında konuşur daha büyük bir hevesle yeni kitapları kucaklamamı sağlardı.

İlk kitaplarım Ayşegül serisiydi.

Ayşegül'u, köpeği Fındık'ı ve arkadaşlarını tanır birlikte büyüyor gibi hissederdim.

Daha sonra tüm çocuk klasikleri aldı yerini..

"Pal Sokağı Çocukları" çocukluk ile ergenlik arasındaki o dönemde bana istediklerim için mücadeleden vazgeçmemeyi öğretti.

Onlar gibi verilecek bir savaşım olmasa da hayatın mücadeleci bir kalbe vurgun olduğunu görmemi sağladı.

Ne güzel şeydir tek çocuk olmak, beni çok seven ve değer veren bir ailenin içinde büyümek. Babamın aldığı kitaplarla ne değişik hayatlar öğreniyordum kitaplardan.

 O yıllarda bir furya vardı.

Kemalettin Tuğcu kitapları peynir ekmek gibi satılıyordu, komşumuzun kızı okuyor ve ağlıyordu, görmüştüm.

Babamdan istedim faltaşı gibi açılan gözleriyle bana bakıyor ağlamak için kitap isteyişimi anlamaya çalışıyordu çaresizlikle.

Babama bu saçma, anlamsız gelen istek karşısında benim ölümcül inadım tutunca bu sefer de eve Kemalettin Tuğcu kitapları gelmeye başladı.

O yıllarda hayat böyle zor değildi sanırım ya da el bebek gül bebek büyüyen benim düştüğümde kanayan dizimden başka ağlayacak sebep bulamayışımdan olsa gerek ben Kemalettin Tuğcu kitaplarıyla epey gözyaşı döktüm.

 Ardından ergenlikle beraber artık ders kitaplarının arasında okuduğum Beyaz Dizi aşk romanları vardı.

Sevgili babam halâ dünya klasiklerini eve taşıyor, kitap sohbetleri yapıyordu benimle ama benim ders kitaplarım arasında Beyaz Diziler gizliydi. Ahh ne çok ders çalışıyordum bakıldığında.

Ve aşk ne güzeldi....

Şimdi yazarken düşünüyorum da, neden ders kitaplarının arasında okuma ihtiyacı hissetmiştim ki…

Ben zaten okul yıllarında da başarılı bir öğrenciydim. Ne gerek vardı.

Yoksa aşk o zaman da yasaklı yayın gibi saklanmalı mıydı??

Toplumca bu kadar mı korkuyorduk sevmekten, sevilmekten, bunu ulu orta göstermekten.

Oysa en güzel duygu değil miydi, kitapların konuları, filmlerin senaryoları, şiirlerin dizeleri hep onun için yazılmıyor muydu??

Lise yıllarımla birlikte kitap okuma alışkanlığımda yavaşladı.

Artık okumak değil o duyguyu yaşamak istiyordum.

Yazmaya başladım.

O yıllarda kompozisyon derslerinde en yüksek notu alan öğrenci olarak yarışmalara katılıyor her yarışmadan okuluma dereceler ile dönüyordum. Yazmak tutkuydu...

Evlilik ile birlikte okumaya hele ki yazmaya fırsat bulamadım demek ki çok uzun bir zaman sonra en çok okunanlar listesinde haftalardır yerini koruyan Paulo Coelho' nun Simyacı kitabı ilgimi çekene kadar.

Evde yalnız olduğum gecelerden birinde kızımı uyutmuş kitabı okumaya başlamıştım.

Günün ilk ışıkları kendini gösterdiğinde kitabı bitirmiş, kan çanağı gözlerle sabaha "Günaydın" demiştim.

Simyacı benim kitapla tekrar buluşmamdır, yeni bir Ben'e dönüşme sebebimdir.

Babamın yerine haftada 3-4 kitabı eve taşıma sebebimdir.

Kitapçıları dolaşma, kitap sohbetleri başlatma nedenimdir.

Yine böyle bir kitap fuarında her geçen gün kalemine hayran olacağım Ayşe Kulin ile tanışma ve kitabını imzalatırken uzun uzun sohbet etme güzelliğimdir. Geçen yıllara inat hala kitaplarını tutkuyla okuduğum yazardır.

1200'un üzerine kitap okumuş bir kadın olarak Ayşe Kulin kurgusu ile kalemini kullanışında ki başarısı ile, Türkçe'ye hakimiyeti ile benim için hep ilk sıralardadır.

Tekrar yazmaya başlayışımda ki günlük tutma alışkanlığımın ilham kaynağıdır.

Sonra bir başka Ayşe ile kesişti yolum.

Çok kitap okuyacak kadar zamanımın olmadığı günlerde bile ne olursa olsun onun yazdığı gazetede ki köşe yazısını okur bu güçlü kadına hayranlık duyardım..

Ayşe Arman...

O bana göre Türk Basınının en güçlü kadınıdır.

Korkusuzca yazar, aklına geldiğince, içinden geldiği gibi...

Aşkı kitap aralarında saklamaz.. Sever.. Gözü pek bir kadındır, kalemi kuvvetli...

Şimdi uykusuz kaldığım bu gecelerde yine eski dostlar var elimi tutan.

Simyacı 'nın başlattığı yolda Ayşe Kulin ile Ayşe Arman'in yoldaşlığında yazmaya devam...

Artık hayat kitap arası olmayacak kadar benim......

  Bu yazı 4504 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARŞİVİ
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI