NAZAN BOZAN
Koşuşturmaları yoğun bir günün ardından kahvemi alıp monitörün karşısına geçiyorum.
Birazdan başlayacak olan zoom toplantısında Lale Temelkuran konuk konuşmacı olacak.
118-T'de bölge başkanı olan arkadaşımın davetiyle katılıyorum toplantıya.
Açıkçası ressam hakkında en ufacık bir bilgim bile yok.
Resim üzerine ne anlatılabilir ki diye düşünüyorum içimden. Görsel bir sanattır, herkes kendi ruh dünyasına göre algılar, renklerin ve çizimlerin dili kişiye özel duygular çıkarır diye aklımdan geçerken toplantı başlıyor.
Temelkuran soyadı bana yalnızca kitaplarını çok severek okuduğum, kurgularından büyük haz aldığım Ece Temelkuran'ı ve onun çok sevdiğim kitabı "Düğümlere Üfleyen Kadınlar"ı hatırlatsa da daha ilk giriş cümleleri ile beni yakalıyor Lale Temelkuran.
O an anlıyorum onun ünlü yazarın annesi olduğunu.
Yaklaşık iki buçuk saat süren toplantı boyunca düşüncelerimin aksine büyük bir ilgi ve keyifle dinliyorum.
Öyle güzel anlatıyor ki, resimler ete kemiğe bürünüp can buluyor. Öyle içten, öyle samimi ki kâh ağlıyor kâh gülümsüyor onunla birlikte bizi de aynı duygu selinde sürüklüyor.
Anlıyorum ki başarılı ve güçlü kadınlar güzellikler üretebiliyorlar.
Resimlerinden, çocuklarından, kadınlardan bahsediyor araya anılarını sıkıştırıp.
Bugün gündemim hep kadınlar üzerineydi zaten.
25 Kasım'da katıldığım etkinlikte tanıştığım ve kadınlara yönelik projeleri, girişimleri, hayata geçirdikleriyle ilgili kendisiyle konuşmak istediğimi söylediğimde sıcacık bir gülümseme ile kabul eden Borusan Holding Genel Koordinatörü Serdar Özkaleli ile buluşmuş, gün boyunca proje kapsamında neler yapılabilir diye görüşmüştük.
Biri renklerin canlı dünyası ile karşıma çıkmıştı, çizimleri ile kadını ve duygularını anlatıyordu , diğeri erkek egemen bir toplumda her şeye inat kadınlar için projeler üretiyor, hayata geçiriyordu.
Üstelik bunu yaparken bir erkek gözüyle değil bir kadın duyarlılığı ile hareket ediyor, sürdürülebilir projeleri ile kadınlara kazanç sağlıyor, sosyalleştiriyor, eğitim kaynakları yaratıyordu.
Mesafeleri hiçe sayarak İstanbul'dan Eskişehir'e İzmir'den Afyon'a kadar ülkenin her köşesindeki kadın ve çocuklara farklı vizyon sağlıyordu.
Ortak yanlarıysa medyada olmaktan çok keyif almamalarıydı.
Sanki tüm toplum onlar gibi ellerini taşın altına koymuşçasına mütevazı ve naif kişilikleri ile dikkat çekiyorlardı.
Ben 25 Kasım'da ki "Kadına Yönelik Siddette Hayır" etkinliğine kadar Borusan Holding'in bu hizmetlerinden habersizdim. Eğitime sağladıkları katkılar dışında konuyla ilgili bilgim yoktu. O gün orada çok sayıda Kadın Kooperatifi kendilerini tanıtıyor, ürünlerini sergiliyordu.
Birden oradaki tüm kadınların onun çevresinde toplanmaları, birlikte fotoğraf çektirmek için adeta yarışmaları dikkatimi çekmişti.
Adını ve işini sonradan öğrendiğim bu beyefendi ise elinde tuttuğu cep telefonunu bana uzatmış benim onca şaşkınlığım arasında "Bir fotoğraf alabilir miyiz" demişti.
Gülümsemiş bir kaç poz çekmiştim de, kimdi bu beyefendi, neden herkes bir fotoğraf karesini paylaşmak için bunca yarıştaydı.
Neden her ziyaret ettiği stantta Brad Pitt salona düşmüş gibi davranıyordu kadınlar.
O ise oradaki kadınların en ilgisizi bana telefonunu uzatarak ne söylemek istiyordu??
Stantlardan birine yaklaştım "Afedersiniz bu beyefendi kimdir" diye sordum. Yüzüme "çok cahilsin" der gibi baktı stant sorumlusu genç bayan.
"Serdar bey mi" dedi.
"Borusan Holding' in Genel Koordinatörü" Eeee Yani ??? Bunun için miydi bu kadınların fotoğraf yarışı ne vardı ki bunda. Anlamamıştım. Bunca telaş, bunca minnet dolu bakış , bunca fotoğraf çektirme gayreti...
Birkaç dakika sürdü bu şaşkın halim.
Sergi salonunun girişinde Borusan Holding standını görünce tüm bu organizasyonun sponsoru olduğunu anladım. Yakaladığım bir kadın girişimciye sorular sordum.
O zaman öğrendim ki Serdar Bey kadın ve çocuklar için sürekli proje üreten, geliştiren, hayata geçiren ufku ve vizyonu çok geniş bir insan.
Hani o fabrikalar da, holding binalarında her zaman karşılaştığımız beyaz yakalılardan değil, beyaz; aydınlık katanlardan....
Kadınların hayatlarına can katanlardan.
Tüm o kadınların minnet dolu fotoğraf yarışlarında haklı bir gurur var.
Onunla topluma karışmanın, üretmenin güzelliğini yaşıyorlar.
Bugün onunla birlikte kahve içip, sohbet ederken onun sakince yaptıklarını anlatırken ki coşkusu beni heyecandan heyecana sürükledi. Birlikte güzel bir projenin ilk adımını attık.
Monitörde Lale Temelkuran ile sohbet ederken de aynı sevinç ve heyecanla attı kalbim.
Bunca okyanus gönüllü insanlar var oldukça yarınlara karşı umudum hem bahar havasında taptaze.
Ve onlar mucize gibi hep hayatlarımızdalar..