NAZAN BOZAN
Fırçamı o hayranı olduğum Viyole kızılına batırıyorum. Tualimde ki ince küpeli kız vişnenin her tonuyla renklenecek birazdan...
Bir kaç saat önce dönmüştüm Romanya'dan, henüz yorgunluğumla vedalaşmadan telefonuma düşen bu hatırlatma davetiyesiyle başlıyorum yeni güne .
Yatakta tembelce dönüyorum.
Vücudum yorgunlukla mahmurluk arasında gidip geliyor. Odamda boşalmak üzere bekleyen valizler, torunuma getirdiğim hediyeler, yatağın başında gün boyunca yapılacak işleri planladığım ajandam, katılınması gereken organizasyonlar, yazılması gereken yazılar, bitmek bilmeyen aksiyonlar....
Tüm bunları yapmak istiyor muyum şu anda; Tabii ki HAYIR...
Tarihe, sanata doymuş bir şekilde döndüm Romanya'dan. Şimdi bu masalsı keyfi sindirmek istiyorum.
Gözlerimi kapamak, Orhan Veli'nin dediği gibi "İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı" dizesiyle özdeş Peleş Sarayı'nın o büyüleyici ihtişamıyla yoğrulmak, her biri sanat eseri tablolarında kendimi kaybetmek, o muhteşem heykellerin her kıvrımında zamanı durdurmak istiyorum .
Sanat ve sanatçıya duydukları saygıya, insana olan diğerlerine hayranım. Bir süre daha kapatıyorum gözlerimi..
Akşam saatlerinde, gelen davetiye üzerine Podyum Davet'te şarap ile sanatı buluşturan bir workshopta olacağım.
Sanatın her dalını çok severim de ... Ben yazmaktan başka bir sanat dalında yaratıcılıkta olma becerisine sahip değilim ki. Hele ki resim , en büyük başarım çöpten çocuk çizmek 62'den tavşan yapabilmek..
Ben ve resim ... Üstelik Şarapla !!!.....
Neyse gitmek gerekir, görmek, deneyimlemek ve yazmak.
Salondan içeriye girdiğim anda önce görsel bir şölen karşılıyor gelenleri .
Sanatçılara özgü incelik ve ayrıntılara sahip masa düzeni, tasarım çalışma önlüğü, şarabın o baş döndürücü kışkırtıcılığı, sunum yakalıyor gelenleri...
Dilek Erkoç Türkiye'de ilk ve tek şarapla sanatı buluşturan sanatçı.
Heyecanlı mıyım? Hem de çok..!
Dilek hanım çalışmanın ilk bölümünde kısa bilgilendirmeler yapıyor içten gülümsemesiyle.
Ben ise önümde duran tuale, çalışmasını yapacağımız "İnci Küpeli Kız "eserine, tamamen doğal materyallerden oluşan boya kabına ( ki .. kendileri midye kabuğudur ....) Kullanacağım boya olan şarap tortusuna, açıcı olarak kullanacağım suya ve fırçalarıma bakıyorum....
Sıra renklendirme kısmına geliyor .
Fırçayı elime almamla acemiliğim su yüzüne çıkıyor. Öyle ya en son lise yıllarında resim yaptım ben.
O yıllardan bu yana resim çalışmadım ki.
Beceriksiz ve ürkek fırça darbeleriyle dokunuyorum resim kağıdına.
Şarap değişik bir boya üstelik yalnızca kırmızı şarap ile çalışacağım.
Göz ucuyla katılımcıların çalışmalarına bakıyorum.
Aman Allah’ım! Hepsinin içine Michelangelo kaçmış, hepsinde kendinden bir eminlik, fırçayı kullanışlarında bir ustalık bir zarafet.
Ben ilkokulda önüne boyama kitabı konulmuş ama onu bile boyarken taşırmış, batırmış bir çocuk beceriksizliği..
"Kalkayım ben diye düşünüyorum, yalnızca izleyeyim "Dilek hanım bu düşüncemi hissetmişçesine yanıma geliyor.
"Olmuş" diyor. "Biraz gölge atın"
Bana mı bu sözcükler, bir gaza geliyorum ki sormayın.
Hevesle devam ediyorum, kendimi sıkmıyorum artık, gerginliğimde geçmiş.
Michellengelo olmasam bile dingin bir ruh haliyle, keyifle, motive olmuş, gerginlikten uzak bir haldeyim şimdi.
Dilek Erkoç bir heykel sanatçısı pandemi öncesi doğal boyalar ile çalışma isteği onu ilk olarak 2020 başında onu ilk şarap atölyesi çalışmasında buluşturmuş sanatseverlerle.
Ardından tüm dünyadaki kapanmadan o'da nasibini almış, yine de hiç durmadan bu dönemi bir otelin tablolarını yapmak için kullanmış.
O çalışmalar sırasında görmüş ki şarap kurudukça renk değiştiren, keyiflenen bir boya.
Bu onu daha da motive etmiş.
Çocukluğundan beri renklerin dünyasında kaybolmuş biri olarak Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi'ne birincilikle girmiş bir sanat tutkunu. Türkiye ' de bu konuda çalışan tek sanatçı.
Resim yapmayı sever misiniz bilmiyorum, varsa ilginiz doğal boyalar olan şarap ve kahve ile çalışmalar yapabilir, Dilek hanımın workshoplarında yaratıcılığın engin sularında kulaç atarken keyif alacağınızdan emin olabilirsiniz.
Benim gibi merakınız nedeniyle yolunu düşünenlerdenseniz kendinizi hayret ve hayranlık içinde izleyebilirsiniz.
Resim gibi renklerin terapisinde üretmenin hazzını yaşayacaksınız.
İdealist bir kadının ilham veren gücüne hayran kalacaksınız.
Dilek Erkoç en son Lösemili çocuklar yararına bir workshopta Nazan Bozan ile bir araya gelecek ve bu etkinliği çocuklar için renkle mutluluk için kullanacaktır...
Ruhunuzun renklerini boyayın.
Hayata emek olsun, katkı olsun, can olsun.
Hayat bir tualde ki resim kadar renkli, bir hasta çocuğa nefes olacak kadar umut dolu, Şarap gibi sonsuz olsun..
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|